Yaratık!

Haberin Devamı

Yaşı 18’i geçmeyenlerin izlemesi yasak olan şiddet filmleri var ya...

O filmlerdeki senaryoların gerçeğine Türkiye’de gençler yalnız tanık değil, kurban oluyorlar!

Dün Trabzon’dan bir katliam haberi geldi. “Serseri mayın” lâkabına pek uygun bir geçmişe ve kişiliğe sahip Eyüp Terzi, Çaykara ilçesi Ulucami köyünde oturan kayınpederinin kapısına dayandı.

Kalaşnikof tüfeğini alarak Mercedes’inden inen Eyüp Terzi, kayınpederini, baldızını, baldızının 12 yaşındaki ikizlerini kurşuna dizerek öldürdü.

O sırada olay yerinden geçen bir vatandaşı da “tanık bırakmamak” için vurarak öldüren cani, otomobiline binip son sürat uzaklaştı.

Eyüp Terzi henüz yakalanamadı ama VATAN’ın tecrübeli araştırmacıları onun ibretlik bir adli hatanın yaratığı olduğunu çok geçmeden belirlediler.

Niye öldü bu insanlar?

Terzi 1999 yılında bir çete suçundan yakalanıp tutuklanmış, cezaevinde de bir uyuşturucu sanığına tehdit ve işkence uygulayarak ailesinden 50 bin Mark para almaktan ikinci bir davanın sanığı olmuştu.

Eyüp Terzi iki davada da 20’şer yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Batı’da bu durumdaki bir sanık 40 yıl yatar. O bir halk düşmanıdır ve halkı ondan korumanın gereği onu tecrit etmektir.

Bizde öyle olmuyor. Sanık lehine hükümler, kapatıldığı cezaevinde ağır suçlar işlemeye devam eden böylesi yaratıklar için bile geçerli olabiliyor.

Aynı şey bu katil için de oldu. Mahkûmun erken tahliyesi ile ilgili mahkeme kararının bozulması için Adalet Bakanı tarafından Yargıtay’a yapılan başvuru işe yaramadı.

Eyüp Terzi 1999 yılında girdiği cezaevinden 6.5 yıl sonra çıktı. Adalet olsa 40 yıl yatacak, dün öldürdükleri de yaşamaya devam edecekti.

Meclisin ilk işi olmalı

Toplum vicdanını kanatan bu adaletsizliklerin hakim ve savcıları da üzdüğünü biliyoruz. Hakimlerin isyanı geçen ay VATAN’-ın manşeti olmuştu.

Sıkıntının iki kaynağı var. Biri yasalardaki boşluklar, ikincisi karar mercii olan mahkemelerin alışkanlıkları...

Ceza indirimi sağlayan hükümlerden yararlanmanın şartları vardır dünyanın her yerinde. Bizde, ıslah olma yolunda en küçük bir istek göstermeyen hükümlüler bile yararlanıyor indirimlerden. Ceza indirimi kolay kazanılan bir avantaj olmamalıdır.

Merhametsiz bir ölüm makinesi, kravat takıp başını eğince “iyi hal” indirimi kazanamamalıdır.

Şartlı salıverilme hakkı bütün mahkûmlara değil sadece davranışları ve ruhsal değişimi ile pişmanlığını uzman kurullara da kanıtlayan suçlulara tanınmalıdır. Dünyada böyle...

Millet Meclisi, cumhurbaşkanı seçimini tamamladıktan sonra ceza adaletindeki bu aksaklıkları gidermeyi, çalışma takviminin en üst sırasına koymalıdır.

“Adalet mülkün temeli” olmalı, doğru... Ama bizde tartışmalı.

Çünkü günahsız kurbanların kanları o temeli çürütmeye devam ediyor!

DİĞER YENİ YAZILAR