Bedeli en ağır yenilgileri, çekilmeyi bilmeyen ordular alır. Panik ve dağınıklık yenilgiyi yıkıma dönüştürür.
Meclis Yolsuzluklar Komisyonu'nda doğalgaz ve elektrik santralları konusunda ortaya çıkan gerçekler, geçmiş hükümetlerin Türkiye'yi böyle yönettiklerini gösteriyor.
Kurnazca pompalanan enerji darboğazı gürültüsünün yarattığı panik havası içinde ülkenin geleceğini ipotek altına alan bağlantılar yapılmış. Ancak sömürge yönetimlerine dayatılacak ağırlıkta tazminat hükümleri kabul edilmiş.
Birçok emarenin desteklediği iddialar, bütün bu olan bitenin kasıtla gerçekleştiğine işaret ediyor.
Yani ayrıntıları dantel gibi işlenmiş planlı bir soygun!
VATAN'ın bugünkü manşetine konu olan Birecik Barajı, kirlenmiş bir yönetim anlayışına ibret verici bir örnektir. Tarihi Zeugma'yı sular altında bırakan bu proje, yalnız geçmişin hazinelerini bizden aldı sanıyorduk. Meğer geleceğimiz de çalınmış.
Şişirilmiş maliyet
GAMA şirketi bu barajı "yap, işlet, devret" modeliyle inşa etti.
Sonra devlete "Maliyetimi çıkardım. Ürettiğim elektriği sana 13 cent'e satar, 20 sene sonra tesisi devrederim" dedi. Dönemin iktidarı da "nereden çıktı bu rakam?" diye sormadan kabul etti.
Oysa devlet, barajlarında aynı elektriği 1,5 cent'e, yani yaklaşık 9 kat daha ucuza üretiyor. Atatürk Barajı'nın kurulu gücü Birecik'e göre dört kat fazla. Gövde inşaatında kullanılan beton miktarı öbürünü dokuza katlıyor. Kapladığı göl alanı 15 kere daha büyük. Yani istimlâkler için ödenen paralar da kıyas kabul etmiyor.
Ama iş sonuca geldiğinde Atatürk Barajı'nın elektriği 1,5 cent, Birecik'inki 13 cent.
Bu hesap bir 23 Nisan günü Enerji Bakanlığı koltuğuna bayram şerefine oturan bir ilkokul çocuğunun önüne getirilmiş olsaydı yumurcak "Soygun vaaar!" diye yerinden fırlardı.
Tarifeler yırtılsın
Koca koca adamlar, gözlerini ne bürüdüyse, bu soygunu görmemiştir.
Hiçbiri "Atatürk Barajı 2 milyar dolara mal olmuşken Birecik'e 1 milyar doları kabul edersek bu dünyada millete, öbür dünyada Allah'a nasıl hesap veririz? Özelleştirmenin erdemini nasıl savunabiliriz?" dememişlerdir.
Şimdi önümüzdeki sorun sadece bu rezaletlerin hesabını sormak değildir. Aynı zamanda sosyal ve ekonomik alanda yarattığı haksızlıklara çare bulmaktır.
Doğalgaz ve elektrik faturaları, fakirleşen halk için de, rekabet kabiliyetini öldürdüğü sanayimiz için de yıkımdır. Vatandaşın beklediği, suçlu varsa bunlann cezalarını çekmesi ama hükümetin de bir an önce bu "sömürge tarifeleri' yırtıp atma becerisini göstermesidir. Bu millet, kirlenmiş bir düzenin ceremesini çekmeye daha ne kadar mahkûm olacak?
Yap-İşlet-Kazıkla
Bedeli en ağır yenilgileri, çekilmeyi bilmeyen ordular alır. Panik ve dağınıklık yenilgiyi yıkıma dönüştürür
Haberin Devamı

