Türiye’nin 1 numaralı
KİT’i olan Petkim’in özelleştirilmesinde
kamu yararı yokmuş!
Yürütmeyi durduran Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 14’e karşı 15 oyla, yani bir oy farkla aldığı kararın gerekçesi yeni açıklandı.
Burada Petkim’in özel sektöre satışının “kamu yararına aykırı” görüldüğü belirtiliyor.
Ekonomide model tercihi siyasi bir seçimdir. Bu tercihi sandığa attığı oyla seçmen yapar.
Yargının özelleştirmelerde denetleyeceği şey bir peşkeş durumu var mı, ihale hukuka uygun yapılmış mı; bunlara bakmaktır.
Öyle olmamış, Danıştay “maksat yönünden” denetim yapma hakkını da kendinde görmüş ve kâr eden bir kuruluş olduğu için Petkim’deki kamu hissesinin satılmasının kamu yararına aykırı olduğuna karar vermiş.
Özelleştirme yalnız zarar eden kuruluşların satılması değildir.
Verimlilik, rekabet gücü ve kârlılık artışı yoluyla milli ekonominin gelişmesine katkısı olacak her kuruluş satılabilir. Yeter ki güvenlik sakıncası doğurmasın ve kontrol edilemeyen tekeller ortaya çıkarmasın.
Petkim rekabete açık ürünler üretiyor. Buradaki kamu yararı, Petkim’in rekabete daha hızlı ve etkin uyum gösterecek bir yönetim elinde bulunmasına bağlıdır.
Satışına karar verildiğinde Telekom için 18-20 milyar dolarlık bir değer tahmin ediliyordu. Avrupa özelleştirmelerini tamamlarken biz güvenlik bahanesiyle durduk.
Cep telefonları çıktı, sabit telefonların cazibesi azaldı ve Telekom’u 12 yıl sonra 12 milyar dolar daha ucuza satmak zorunda kaldık.
Aynı görüş dileriz Petkim davasının esası ile ilgili karara damgasını vurmaz.
Ekonominin nasıl yönetileceğine iktidarlar karar vermeli, yargı değil. Kamu yararı asıl bu doğruya saygı göstermektir.
Yürütmeyi durdurma kararı şimdi Petkim’i yönetim zaafına düşürecek ve asıl karar çıkana kadar bu dev kuruluşun rekabet gücü zayıflayacaktır.
Yargı böyle hayati kararları alırken önce kendisi emin olmalı.
14’e karşı 15 oy, kararın doğruluğuna güven duyan bir inancı yansıtmıyor!
Önceliğe bakın!
Yılın son dört gününü YÖK Başkanı niçin Mısır’da geçirdi?
CHP soru sormuş Milli Eğitim Bakanı’na...
Prof. Yusuf Ziya Özcan, müspet ilimin yolgöstericiliğine inanan “muasır medeniyet” ülkeleri ile işe başlayacak değildi herhalde.
Kendisini seçen iradenin gündemine uydu ve Mısır’a gitti. O kadar!
Biliyorsunuz sürekli fetvalar üreten Mısır’daki El Ezher Üniversitesi’ne Türkiye’deki tarikat ve cemaatler bol bol öğrenci gönderiyor.
Fakat buradan alınan diplomalara YÖK denklik vermiyor.
El Ezher mezunlarına Türkiye’de öğretmenlik yapma yolunu açmak için Milli Eğitim Bakanı Çelik az emek harcamadı!
YÖK Başkanı, denklik sorununu aşmak için El Ezher’e şike yapmaya gitmiş olabilir mi?
Cevap “evet” ise ikinci durak Malezya olacaktır.
Aynı sorun orada da var çünkü!

