Yanlış gittiği apaçık görünen işleri düzeltmek için bile AB'den, IMF'den hakaret ve azar işitmemiz mi gerekiyor?
Başbakan dün buğday fiyatını açıkladı.
Bir kilo buğdaya 350 bin lira ödenecek. Çiftçi kilo başına 30 bin lira prim alacak. "Çiftçiye doğrudan destek" adı altında verilen 40 bin lirayı da dahil ettiğiniz zaman bir kilo buğdayın devlete maliyeti 420 bin lira olacak.
Un Sanayicileri Federasyonu Başkanı Adnan Hekimoğlu bakın bu durumu nasıl değerlendirdi:
"Çiftçiye yapılan ödeme ton başına 303 dolara tekabül etmektedir. Dünya bu kalitede buğdayın tonuna 120 dolar öderken çiftçimize ödenen miktar dünya fiyatlarının üç katı bir meblâğa ulaşmaktadır."
Çiftçilerin sevinçten çiftetelli oynamaları lâzım değil mi? Evet ama onlar "Zarar edeceğiz" diye ağlaşıp duruyorlar.
Demek ki primli fiyatlarla çiftçilere yapılmak istenen sosyal destek adresine ulaşmıyor.
Türkiye, tarım üretiminin zahmetini çekenlerin sürünüp ticaretini yapanların orantısız zengin olduğu benzersiz bir ülkedir. Burada zengin pamuk, tütün, tahıl tüccarları görürsünüz ama zengin pamuk, tütün, buğday çiftçisi bulamazsınız.
Her ülke çiftçisini himaye ediyor. Ama gerçekten ihtiyacı olanı..
Biz "Doğrudan çiftçi desteği" sistemini bozduk. Çünkü çiftçi envanterinin çıkarılması sistemin doğru işlemesi için şart olduğu halde bizde bu yapılmadı.
Muhtaç olanlar küçük çiftçilerdir. Onların da çoğu, başkalarının tarlalarını işleyen yarıcılar, ondalıkçılardır.
Devletin sosyal kaygılarla yardım için gözden çıkardığı paralar bu yoksul insanlara gitmemektedir. Çünkü kayıtları yok.
Siyasetçiler "Köyden kente bu yoğun göçün sebebi ne?" diye soruyorlar. Gidip bunu toprakla didişenlere sormalılar.
Çünkü doğru cevap kentlerde değil, adaletsizliğin yoksulluk ürettiği kırsaldadır!
İstanbul'a altın fırsat
İstanbul bugün para ile ölçülmeyecek değerde bir turistik tanıtım fırsatı kullanıyor.
Şampiyonlar Ligi finali bu akşam Olimpiyat Stadı'nda yapılacak. Bu maçı 200 yabancı TV kanalından 3 milyar dolayında futbol meraklısı izleyecek.
İstanbul belki de tarihinde ilk kez 50 bin yabancı konuğu aynı anda ağırlıyor.
Bu konukların arasında 1700 yabancı medya mensubu var.
İstanbul onların yorumlarına, çektikleri görüntülere acaba nasıl yansıyacak?
Bu biraz da bizlerin güzellikleri konuklarımıza göstermekteki başarımıza bağlı.
Ev sahipliğini yaptığımız büyük şöleni güvenlik ve düzen içinde gerçekleştirmemiz İstanbul'u bundan sonraki benzer organizasyonlarda ilk hatırlanan kentler arasına sokacaktır.
Güvenlik güçleri ve esnaf, başarının anahtarıdır. Allah utandırmasın..
Yanlış işler..
Yanlış gittiği apaçık görünen işleri düzeltmek için bile AB'den, IMF'den hakaret ve azar işitmemiz mi gerekiyor?
Haberin Devamı

