Devlet adamı niteliğine sahip siyasetçilerin sayısını çoğaltmak zorundayız.
Yoksa Türkiye’nin çözümlerini küçük didişmeler hep erteleyecek.
Meselâ Abdullah Gül... Cumhurbaşkanı adaylığına yönelen itirazların teşhisinde ya yanıldı veya farkında değil görünüyor.
Elde ettikleri seçim zaferinin Çankaya’ya çıkma hakkına milli iradenin onay damgasını vurduğuna mı inanıyor?
Bunca tecrübesine rağmen devlet adamlığı tarafı işte burada eksik kalıyor.
Türkiye’nin şartları, bu ısrara elverişli değildir. Meselâ “Bize dindar bir cumhurbaşkanı seçtirmediler” sözü ağızdan çıktıktan sonra seçimlerinin zafer tablosu Abdullah Gül’e fazladan bir hak kazandırmış mıdır; tartışılır.
Dün görevine veda eden Sanayi Bakanı Ali Coşkun, yanlışın en başta yapıldığını söylerken Başbakan’ın Gül’ü dayatmasının hata olduğunu belirtmiş “Uzlaşma olacaksa bunun yöntemi bir kişiyi empoze ederek olmamalıydı” demiştir.
Başbakan değişti
Ali Coşkun, şimdi uzlaşma için yeni bir yöntem bulmak gerektiğini söylüyor ve yeni durumun da Gül’den belki feragat talep edeceğini üstü kapalı belirtiyor.
Başbakan Erdoğan, seçim sonuçlarını devlet adamı soğukkanlılığı ve sorumluluğu içinde karşılamış görünüyor.
AKP’ye oy vermemiş vatandaşların hassasiyetlerine de saygı göstereceğine söz vermesi önemlidir.
Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda seçimden önceki taahhüt havasından uzaklaştığını herkes görüyor. Bu değişikliği sadece Gül görmezlikten geliyor.
Buna rağmen iktidar ve muhalefet arasında suni bir gerginlik yaratılmadığı takdirde kurumlararası uyumu sağlayacak kişilikte yeni bir cumhurbaşkanı adayının belirlenmesini bekleyebiliriz.
Başbakan Erdoğan yeni seçilen AKP milletvekillerine dün hitap ederken bu ümidi uyandıran mesajlar vermiştir.
Şu sözleri önemli: “Hiçbir zaman taassupla, tarafgirlikle, hizipçilikle hareket etmeyecek, siyaseti o dar koridorlara mahkûm etmeyeceğiz.”
Ne hesap ama!..
Aynı konuşmasında Başbakan AKP’nin seçimdeki oyunu yüzde 55,4’e çıkardı.
Bunu, tasarladığı bir siyasi eyleme gerekçe mi hazırlıyor, bir tahminimiz yok ama hesabı yanlıştır. Diyor ki:
“Seçimlerde yüzde 84 oy kullanılmıştır. AKP yüzde 84 oranında kullanılan oyun yüzde 47’sini almıştır. Eğer yüzde 100 üzerinden bu hesabı yapacak olursanız AKP’nin aldığı oy yüzde 55’4’tür!”
Şükretsin Başbakan olmuş, bu matematikle kamu personeli sınavına girse çakardı! Çünkü yaptığı hesap Türk Telekom’un reklâmında Cem Yılmaz’ın yaptığı şu hesaba çok benziyor:
“Ben Levent’te oturuyorum. Ev benim kendi üzerime. Dayım Zeytinburnu’nda. Ne oluyor? Aynı şehir içi. Dayım 2+3=5. Dakikası 8,1 kuruşa konuşuyorum. İki kişi olduğumuza göre 2’ye bölüyorum 4, noluyor?.. Dayım 54 yaşında!”
Eh, Başbakan da AKP’yi 55,4 bulmuş. Yakın!
Yanlış hesaplar
Haberin Devamı

