Öyle kararlar vardır ki onları alırken risk-kazanç hesabı yapamazsınız.
Doğru kararı verir, sonra riski küçültüp kazancı büyütmenin tedbirini ararsınız.
Hükümet Irak için doğru karan vermişti ama tedbirde kusur etti ve 1 Mart'ta tezkereyi meclisten geçiremedi.
Bu büyük bir yenilgi idi.
Evet, bu yüzden utanca boğulmadık ama Irak denkleminin dışında kaldık.
"Tezkerenin reddi itibarımızı arttırdı" yalanlarına, söyleyenler bile inanmıyor. Çünkü 1 Mart'ın sonuçları, bölgenin geleceğini şekillendirecek egemen güçler arasından Türkiye'yi saf dışı etmiştir.
Dostlarına güven, düşmanlarına korku vermeyen bir ülke teferruat olur.
Irak'taki istikrar gücüne Türkiye'den asker istenmesi, bu kaybın telâfisine fırsat yarattığı için hükümeti heyecanlandırmıştır.
Irak'ın bütünlüğü için fedakârlık yapmaya Türkiye'nin eli mahkûmdur.
Çünkü ulusal güvenliğimiz için asıl büyük tehlike, Amerika'nın Irak'tan çekilmesine sebep olacak şartların doğuracağı kaos yüzünden gelebilir.
Kim karar verecek?
"Aman Mehmetçik'i ateşe atmayalım.." Elbette atmayalım.
Ama bundan sakınmak, yakın bir gelecekte Irak'taki ateşin bize atlamasına sebep olursa, pişmanlığın daha ağır bedellerini kim ödeyecek?
Şu şartların Amerika tarafından kabulü halinde asker göndereceğini Ankara hemen açıklamalıdır:
1. Türk askeri, Türk komutanın emri altında olacak;
2. Bölücü örgütün Kuzey Irak'taki varlığı (süre belirtilerek) sona erdirilecek,
3. Irak'ın siyasi ve ekonomik yapılanmasına Türkiye'nin katılması garanti edilecek.
Irak'ta "Türk askeri nasıl karşılanır?" diye araştırma yapıldığına dair haberler, bu kadar hayati bir kararın hâlâ pamuk ipliğine bağlı olduğu şüphesini uyandırıyor.
Mark Twain "Riske girmek insanı gerer, girmemek yok eder. Hayatta güvence yoktur, yalnızca fırsat vardır" demiş.
Yedirme kültürü
Türkiye'nin yaşamsal menfaati, bölünmemiş bir Irak'tır.
Irak halkına Türk askerinin fiili işgal süresini kısaltacak fedakârlığın temsilcisi olarak tanıtılması, risk faktörlerini azaltacaktır. Sorumluluk bölgemizdeki su ve elektrik hizmetinin kısa zamanda işler hale gelmesi, sağlık alanında da etkin bir hizmetin devreye sokulması sempati ve güven duygusunu artıracaktır.
Fakat orada her gün 50 bin kişiye yemek dağıtma düşüncesini abartılı bulduğumuzu söylemek zorundayız.
Hükümet halktan çifte vergiler alıyor, yetmiyor, gelecek nesillerin mirası orman arazilerini para için satıyor.
Her gün 50 bin Iraklı'ya yemek dağıtmak, yalnız nüfusunun yarısını açlık ve yoksulluk sınırında yaşayan Türk halkına haksızlık ve saygısızlık olmaz...
Türkiye'nin abartılı fedakârlığı ardında başka niyetlerin aranmasına da sebep olur.
Yanlış hesap
Öyle kararlar vardır ki onları alırken risk-kazanç hesabı yapamazsınız. Doğru kararı verir, sonra riski küçültüp kazancı büyütmenin tedbirini ararsınız
Haberin Devamı

