Yanılıyorlar!

Haberin Devamı

Batı medyası türban oylamasından Türkiye’nin nereye gittiğine dair ipuçları çıkarıyor.

Mesela Washington Post, muhafazakâr İslâm’ın yükselen etkisini TBMM’nin kabul ederek türban yasağını kaldırdığını yazdı.

İspanyol El Pais’e göre “İslâmcı hükümet laik devletin bir direğini kırdı!”

New York Times parlamentonun laiklerle son bir kavga için sahne hazırladığını öne sürerken Fransız Le Monde ordunun sessiz kalışını kayda değer bir yenilik görüyor.

Bu yorumlar aceleci ve abartılıdır.

Washington Post’un iyi bilmesi gerekirdi: Meclis, halktan gelen bir dini etki ile bu anayasa değişikliklerini yapmış değildir.

Meclisteki iktidar çoğunluğu İslâmi etkiyi kabul eden değil, onu dayatan güçtür!

Üniversitelerdeki türban yasağı 5 yıllık AKP iktidarı döneminde sorun yaratmadı. Bu ideolojik hedefi AKP kendi koydu.

AKP son seçimde oylarını türbanı serbest bırakacağını vaat ettiği için mi artırdı?

Hayır. Tersine, birinci döneminde böyle istismarlara bulaşmayarak şüphe gölgelerinden arındığı için yükseldi.

İşte lider sultası

Hiç kimse geçen olan biten şeyin demokrasi olduğunu söylemesin. Anayasa değişiklikleri son turda 411 kabul oyu almıştır ama bu oylar 411 ikna olmuş parlamenteri temsil ediyor değildir. Tablo, lider sultasının yarattığı ayıplı bir sonuçtur.

Düşünün AKP, MHP ve DTP’li üyelerin oluşturduğu bu tasdikçi kalabalık arasından “Yahu bu yaptığımız işin Anayasa suçu olduğunu söyleyenler var. Durun bir bakalım” diyen tek kişinin çıkmaması tuhaf değil mi?

Ayrıca... Yabancı medyanın yazdığı gibi türban yasağı da henüz kalkmamıştır. Ve laiklik direği birkaç tekme ile yıkılmayacağı gibi askerin sessiz kalmasında da tuhaflık yoktur.

Çünkü sistem çalışıyor.

Rejimin sigortası

Türban düzenlemeleri küçük bir ihtimalle Çankaya’dan dönebilir.

Oradan geçerse büyük bir ihtimalle Anayasa Mahkemesi’nden dönecektir.

Mahkemenin kararı kapı gibi duruyor:

“Cumhuriyetin temel ilkelerinden sapma nitelikleri taşıyan bir Anayasa değişikliği hem teklif edilemez, hem de yasama meclislerince kabul olunamaz!”

Peki iktidar bu kumarı niçin oynadı?

Çünkü Anayasa Mahkemesi’ne toslayıp başarısız da olsa kazançlı çıkacağını biliyor.

AKP, mağduriyet sömürüsünün dünya şampiyonudur.

Kandırılması kolay muhtaç yığınlar varsa siyasetçiler bu tarlayı işler. Halkı ve demokrasiyi böyle durumlarda aydınlar korur.

Türkiye’de bu rolün oyuncuları uyaracak yerde halkı iktidar yararına uyuttular uzun süre.

Şimdi hafiften hafiften pişmanlık manevraları görülüyor. Buna da şükür..

Onları Hz. Ali’nin bir sözü ile cesaretlendirmek isterim:

“Âlimin zilleti geminin parçalanması gibidir. Hem kendini, hem başkalarını batırır!”

DİĞER YENİ YAZILAR