Yangınlar

Haberin Devamı

Zamansız ölümler insanların yüreğini yakar. Ormanlar yanarken de ciğerimizin yandığını hissediyoruz.

Dün iki yangını bir arada yaşadık. Hem yüreğimiz, hem ciğerimiz yandı.

Antalya’nın doğa cenneti Manavgat ve Serik iki gündür cehennem ateşleri içinde.

Dün sabah saat 5 itibariyle 4 bin hektar kızılçam ormanı alanlarının kül olduğu belirlenmişti. Kuvvetli rüzgâr söndürme çabalarını zorlaştırıyor.

Şu andaki durum bile, Türkiye’nin yaşadığı en büyük orman yangını felâketi ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Küresel ısınma tehdidini algılamaktan aciz bir toplumuz. Yaygın cehalet ve onunla atbaşı giden sorumsuzluk, bu kafayla bizi sandığımızdan daha erken mahkûm edecek.

Yangına müdahale olanaklarının daha kısıtlı olduğu yıllarda dahi bu kadar büyük yangın kayıplarına uğramıyorduk. “Cennet vatan” hayallerini bu gidişle yarattığımız çöllerde serap olarak göreceğiz!

Devlet ve üniversiteler felâketin sebebini arayıp çaresini bir an önce bulmalıdır.

Yakılan orman alanlarını yapılaşmaya açan cahil ve çıkarcı zihniyetin suçu ve rolü ne kadardır ona da iyi baksınlar!

Yürek yangını yaratan haber de dün Konya’nın Taşkent ilçesinden geldi. İlçeye

26 Km. uzaklıkta, özel bir vakfa ait yatılı kız Kur’an kursu binası, sabah gaz patlaması nedeniyle yerle bir oldu.

Bina çürüktü. Patlama anında kurabiye gibi tuz-buz oldu. Enkaz altından 17 ölü, 29 yaralı çıkarıldı.

Bu tür kazaları önleyecek sistemler 500 YTL’ye satılıyor. Kimse düşünmediği gibi denetim dışı bir kurs olduğu için bu eksik de görülmedi.

Ve en önemlisi beldede Diyanet’in de Kur’an kursu var. Fakat tarikatlar kendi tabanlarını yaratmanın yarışında...

Hızlandırılmış tren faciasından beri biliyoruz ki Türkiye, bu iki olayı da “takdir-i ilâhi” sayıp kabullenecek bir zihniyetin idaresi altındadır.

Onları ikna edemiyoruz. Bari şunu düşünmelerini isteyemez miyiz?

Madem ki “takdir-i ilâhi” bütün bunlar

Allah bize niçin böyle cezalar veriyor?

Doğru karar...

Hani bir TV programında “Atatürk’ü sevmiyorum, Humeyni’yi seviyorum” diyen iki genç kadın vardı...

Savcı yaptığı değerlendirmeler ardından bu iki kadın hakkında dava açma gereği duymamış.

Gerekçe yerindedir:

“Atatürk’ün hilâfetçiler, şeriatçılar ve bölücüler tarafından sevilmediği bir gerçektir. Sevmek veya sevmemek gönül işidir. Eğer şüpheliler Atatürk’ü sevmiyorlarsa Atatürk değerinden bir şey kaybetmez!”

Gerekçe ve onun sonucu olarak verilen takipsizlik kararı şu mesajları içeriyor:

1. Sizlerin kafasında kişilerden sevgi görmemesi, Atatürk’ün de, ona sevgi ve bağlılık besleyenlerin de umurunda değildir.

2. Bu nedenle hakkınızda takipsizlik kararı verildi. Cehenneme kadar yolunuz var!

İnkârcılık en ağır insanî sakatlıktır.

Atatürk’ün bağımsız bir devlet kurmak yoluyla Müslümanlara kazandırdığı onuru ve örnek rolü göremeyen insanlara kızılamaz, onlara acınır.

Ceza verilemez, çünkü nankörlükleri ile en ağır cezayı zaten çekmektedirler.

Onlara ancak şifa dileyebiliriz!



DİĞER YENİ YAZILAR