Yangına tedbir

Haberin Devamı

Hiçbir dinin mensubu, kendi medeniyetlerinin daha açık fikirli ve hoşgörülü olduğunu iddia edemez.

Çünkü hemen bütün dinler, kışkırtmalarla tetiklenmiş kıyımların tarihidir.

Son zamanlarda Müslümanların daha sık kontrolden çıktığını da kimse söylemesin; sebep, onlara yönelik kışkırtmaların neredeyse sistematik hale gelmesindendir.

Son tahrik filmle geldi ve Hz. Muhammed’e yapılan hakaret, Müslüman toplumlarda hızla yayılan bir öfke yangını yarattı.

Olayların maliyeti doğal olarak “dine hakaret suç sayılmalı mı?” sorusunu tekrar gündeme getirdi.

Emekli Büyükelçi ve eski CHP milletvekili Onur Öymen’in derlediği bilgiler, Türkiye dahil Avrupa’nın çok ülkesinde dine hakaretin suç olduğunu gösteriyor.

Fakat Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin aldığı bir kararda suç sayılmaması gerektiği savunuluyor.

Bunun yanında Müslüman ülkelerin girişimleri Birleşmiş Milletler’de bağlayıcı bir kararın alınmasını sağlayamamış.

Amerika ve İngiltere yasaları da aynı şekilde dine hakareti suç saymıyor.

Emekli Büyükelçi Öymen, konunun BM ve Avrupa Konseyi’nde değerlendirilmesini sağlamak ve dinler arasında çatışma yaratacak sebepleri önleyecek hukuk metinleri yapabilmek için Türkiye’nin etkin rol oynayabileceğini söylüyor.

Haklıdır.. Türkiye’nin bu alandaki ikna gücü, Müslüman halkların öfkesline karşı ABD Başkanı Obama’nın Erdoğan’dan yardım istemesiyle aleniyet kazanmıştır.

Obama’nın yüksek sesle konuşmasını istediği Erdoğan “medeniyetler ittifakı” ülküsüne inanan bir siyasetçi olarak görevini yapmış, dinlere, peygamberlere hakaretlerin fikir veya eleştiri hürriyeti olamayacağını belirttikten sonra Müslüman halkları, masum insanların zarar görmesine sebep olacak provokasyonlara karşı uyarmıştır.

Şimdi Amerikan Başkanı’na dönüp söylemenin zamanıdır:

“Yangın çıktıktan sonra beni söndürmeye çağırmak yerine kundakçı provokatörlere karşı hukuki tedbir almak için işbirliğine çağır.”

Medeniyetler İttifakı Eşbaşkanı, bundan iyi fırsat bulamazdı!

Bakanlık samimi mi?

Yeni dönemde haftada 8 saat seçmeli ders okutulacak.

Ama öteki seçmeli dersler için “öğretmen yok” denildiği ve velilerin din derslerini seçmeye mecbur bırakıldığı şikâyetleri öylesine ayyuka çıktı ki bakanlık uyarı yapmak mecburiyetinde kaldı.

Bakanlığın genelgesinde “veli ve öğrencilerin Kuran ve Hz. Muhammed’in Hayatı derslerini almaya zorlanmayacağı” belirtiliyor.

Zaman daralması baskıyı kolaylaştırmasın diye ders seçme süresi 21 Eylül’e uzatıldı.

Cemaatler, tarikatlar zaten çocukların din derslerine yönelişini teşvik için hediye kampanyaları yürütüyorlar.

Aynı amacın devlet eliyle desteklenmesi herhalde suç oluşturma çizgisine dayanmış olmalı ki bakanlık “dur” demek zorunda kaldı.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın genelge konusu yaptığı sorunu kendine dert edineceğine inanmak keşke mümkün olabilseydi!..

DİĞER YENİ YAZILAR