Yandaş yargı, Kirli adalet

Haberin Devamı

AKP iktidarının “yandaş yargı” yaratmaya çalıştığına dair hüküm, adlî yıl açılış törenlerine damgasını vurdu.

Ne fark eder diyebilirsiniz.

Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmaktan suçlu bulduğu bir parti bugün hâlâ işbaşındadır ve yargı erkinin dinamosu olan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na yeni bir biçim vermenin ortamını hazırlamaktadır.

Yani Yargıtay Başkanı Gerçeker ile Barolar Birliği Başkanı Özok tarafından yöneltilen “yandaş yargı oluşturma” itirazı büyük ihtimalle işe yaramayacak iktidarı durdurmayacaktır.

“Yandaş Yargı”yı Yargıtay Başkanı Gerçeker konuşma metnine yazdı ama okumadı.

Metinde yer alan “Yandaş yargıyı değil tam bağımsız ve tarafsız yargıyı oluşturmak için uğraş vermeliyiz” ifadesini niçin es geçti?

“Konuşma uzundu, bazı yerleri atladık. Orayı da atlamış olabilirim.”

Ama Ergenekon soruşturması ve davasına yönelik eleştirilere Gerçeker’in sahip çıkan sözleri ve Barolar Birliği Başkanı Özok’un “yandaş yargı için somut göstergeler” diye saydığı benzer eleştiriler, adalet sisteminin iki temel kurumu arasındaki teşhis beraberliğini açıkça ortaya koymuştur.

Siyasallaşma riski

Ortak mesaj açık:

İktidarın muhaliflerini baskı altına almak için başvurduğu hukuk ve ahlâk dışı yöntemler toplumda derin bir güvensizlik yaratmıştır.

Ergenekon bağlamında yaşanan tecrübe, iktidarın yargı konularına yaklaşımındaki niyet ve yeteneği gizlenemez şekilde açığa vurmuştur.

Böyle bir zihniyete adalet sistemini değiştirme yetkisi tanımak doğru olur mu? Asıl mesele budur!

Yargıtay Başkanı Gerçeker, reform taslağındaki değişikliklerin yargıda siyasallaşma yaratacağı uyarısında bulunurken bu durumun “kirli adalet salgılayan hasta bir yargı” doğuracağını anlattı.

İtirazlar bilindiği gibi HSYK üyelerinin sayısını artıran ve bir kısım üyeyi meclise seçtirmeyi öngören çabaları hedef alıyor.

Her yer Akman dolar!

AKP sözcüleri, yasama ve yürütmeden sonra yargıyı da iktidar kontrolüne sokacak olan değişikliğe yönelen itirazları “Yargının demokratik meşruiyetini güçlendiriyoruz” diye göğüslemeye çalışıyorlar.

“Birçok Batı ülkesinde böyle” diyorlar.

Ama unuttukları önemli bir şey var:

Oradaki milletvekillerini halk seçiyor.

Bizdekileri ise “tek seçici” olan parti lideri seçiyor.

Darbe dönemi meclislerinin üyelerini bile beş general belirlemişti!

RTÜK’ün başına Zahid Akman’ı getiren ve Alman mahkemesinin hükmüne rağmen onu indirme basireti gösteremeyen meclisteki AKP grubuna adalet sisteminin geleceği emanet edilemez.

Adaylarını bile halkın seçeceği bir meclis oluşmadıkça yasamanın yargı sistemine karışmasına imkân verilmemelidir!

DİĞER YENİ YAZILAR