Yaman çelişki...

Haberin Devamı

“Dost acı söyler” sözü bir zeki yutturmadır.

Çünkü buradaki “acı” sözcüğü gerçek neyse onu, “dost” ise dürüst insanı ifade ediyor.

Sözdeki düzenleme zekâsı gerçeklerin sindirilmesindeki zorluğu aşmayı sağlıyor.

İnsanlar eleştiri almayı sevmezler. Acı gerçeği dost ağzına lâyık görmenin amacı aslında muhalefet işlevini ve eleştirel yaklaşımları teşvik tedbiridir sadece.

Referandum nedeniyle Başbakan Erdoğan’a içerden dışardan yağan övgülere baktıkça insan düşünüyor.

Erdoğan’ın farkı

Ortada elbette kutlanacak bir başarı var ama her şey mükemmel sayılabilir mi?

Sandıktan çıkan olumsuz gerçek hiç yok mu? Bunları ifade edecek dürüst insanlar olmayacak mı?

Evet’lerin başarısını yaratan etmenlere büyüteç tutan VATAN araştırmasına katılanlar dün baktım üç sebebe yoğunlaşmışlar:

1. Erdoğan dünyadaki ve ülkedeki değişim ve dönüşümü iyi okudu ve bunların taşıyıcısı oldu.

2. Kişisel karizması başarısını kolaylaştırdı.

3. Rakipleri çok zorlu değildi.

Fikrî çabalardan muhalefet kadar iktidar da yararlanabilmeli. Referandum başarısını göklere çıkararak liderin ayaklarını yerden kesmek “akıllı dost“ların yapacağı iş mi?

Ortada yaman bir çelişki var, gerçek dostun dürüstlüğü bu çelişkiyi Başbakan’ın dikkatine sunmayı emreder.

Kalite kör mü?

Bakın dün Türkiye’nin Çin’le beraber OECD üyeleri arasında en yüksek büyüme rakamını tutturan ülke olduğu açıklandı.

Mutluluk veren bir haber bu. Büyüme hızı arttı, enflasyon dalgalanmıyor, yerli ve yabancı yatırımcılar kazanıyor, keyifler yerinde.

Ama referandum sonuçlarına göre renklendirilen Türkiye haritalarına bakıyoruz, iktidarı en çok takdir edecek durumda olması gereken vatandaşların yaşadıkları illerde “Hayır” ağır basmış.

Madem ki referandum bir yerde güvenoylaması haline dönüşmüştür, çağdaş değişim ve dönüşümün taşıyıcısı görülen karizmatik liderin farkını, en çok sahil şeridinde yaşayan insanların fark etmesi gerekmez miydi?

Çünkü toplumun en iyi eğitim görmüş, en çok üreten ve en çok vergi ödeyen insanları buralarda yaşıyor.

Hiç kimse “okumuşların oyu 2 sayılsın” demiyor ama iktidarın da okumuş ve ekonomik bağımsızlığını kazanmış insanlar çoğunluk oluşturmuyor diye onların hassasiyetlerine ilgisiz kalması kabul edilemez.

Çünkü sırf çoğunluğa dayalı bir anlayışın çağın demokrasi kalitesine uymadığını, bazı eleştirilerin ve mesajların, önemini kaynağındaki sayılardan değil ağırlıklarından aldığını fark etmek zorundayız.

Tayyip Erdoğan’a güzellemeler döktüren Amerikan medyası (Los Angeles Times) önemli bir sorunu onca uzaklığa rağmen bizdeki hipermetroplardan daha isabetle görmüş:

“İslâmi ajandası var deniyor; bu korkular boşa çıkarsa iyi olmaz mı?”

Harika olur elbette. Ama bunun için gerçek dostlar gerekiyor.

Galibiyetin tadını çıkarsınlar, tamam..

Ama galip her zaman haklı değildir!

DİĞER YENİ YAZILAR