Yaman bir çelişki

Ekonominin sayıları ile vatandaşların algılamaları arasında uçurum var. Rakamlar işlerin iyiye gittiğini gösteriyor ama nabzını tuttuğunuz vatandaşların çoğu mutlu olmadığını söylüyor

Haberin Devamı

Ekonominin sayıları ile vatandaşların algılamaları arasında uçurum var.

Rakamlar işlerin iyiye gittiğini gösteriyor ama nabzını tuttuğunuz vatandaşların çoğu mutlu olmadığını söylüyor.

Satılan araç, beyaz eşya ve bilgisayar bu yıl da rekor kıracak. Cep telefonu ve doğal gaz, gelişmiş ülkelerdeki yaygınlığa koşuyor. Evlerine klima taktırmak isteyenlerin kuyruk oluşturduğu bir durum var. Yolcu taşımacılığında havayolu büyük artış gösterdi. Paralı üniversiteler bile bu yıl tamamiyle doldu.

Bunlar refah artışının işaretleri değil mi?. Öyle ama kiminle konuşsanız geçim sıkıntısından şikâyet ediyor, ticaretle uğraşanlar da durgunluktan. Üç esnaftan ikisi "işler kesat" diyor.

Hiç kimse "Bu tüketim olanağını çok dar bir zümre bulabiliyor" demesin. Çünkü sayılar bu iddiayı yalanlıyor.

İktidar yetersiz kaldı
AKP iktidarının marifeti, Kemal Derviş programını sadakatla sürdürmesi oldu. Bu tercih, iktidar kadrolarının deneyim, bilgi ve beceri yetersizliğini örttü fakat üç yılda koşullar çok değişti.

Yapısal değişim kamu maliyesinde, özelleştirmede, faizde, yabancı sermaye girişinde amacına ulaşıldığı halde kur olayı, yani TL'nin değerli kalması ekonominin nefesini daralttı.

Programın güne uydurulması gerekiyor. Ama bakıyoruz, ekonomiden sorumlu bakanlar sadece lâf üretiyorlar.

Yapısal değişim, istihdamın da yapısını değiştirmiştir. Beş yıl önce 10,6 milyon insan ücret ve maaş aldığı bir işte, 12 milyon kişi de kendi işyerinde çalışıyordu. Şimdi ücret ve maaşla çalışanlar 12,4 milyona yükselirken kendi işinde çalışanlar 2 milyon eksildi.

Küçük dükkân devri bitiyor. Bir Cevahir açıldı, acaba kaç dükkân kapanacak?

Eriyen esnafın, hoşnutsuzlukta etkisi vardır. Öte yanda eski rantlar kalmadı. Düşen faizler, yüzbinlerce aileyi ikinci bir gelirden mahrum ermiştir.

Halkın güveni şart
Değerlenen TL ihracat üstünde fren etkisi yaparken ithalâtı gazlıyor. Bu sorun çözülse, ihracatla beraber ona bağlı üretim ve yatırımlar da artacak.

Türkiye'nin yüzde 7'den aşağı olmayan büyüme hızlarına ihtiyacı bulunuyor. Bu yıl imalât sanayii yüzde 4 kadar büyüyecek. Asaf Savaş Akat'ın dediği gibi "Bu fiyaskodur ve Türkiye bu tempo ile ne AB'yi yakalar, ne de işsizlik sorununu çözebilir.."

Ekonominin iyiye gittiği açık. iyileşme şansı tam olarak kullanıldı mı; bu şüphelidir. Ama elle tutulur bir gerçek varsa o da iyileşmenin halkın özlem ve beklentilerine yetişemediğidir.

Bundan sonra hedef, büyüme politikalarına öncelik vermek olmalıdır. Bu alandaki başarının önemli şartlarından biri, halkın şevk ve heyecan duyarak katılımını sağlamaktır.

Onu da huzur ve güven veren bir iktidar başarabilir.

Laik rejimin altını oymak için sürekli maraza çıkaran, alt kimlik, üst kimlik gazına gelip ülkenin altını üstüne getiren bir iktidar değil!

DİĞER YENİ YAZILAR