Türkiye’yi mülteci cenneti yapmanın faturası altında ezilmek kaderimiz değil kendi seçimimizdir.
Plan Esad’ın Mübarek’ten ve Kaddafi’den daha uzun süre dayanamayacağı tahminine dayanıyordu.
Süreç daha da hızlansın diye muhaliflerin çoluk çocuk akını adeta teşvik edildi.
Ülkeden kaçanlar çoğaldıkça uluslararası kamuoyunun Esad’ın işini bitirmeye o kadar ikna olacağı zannedildi.
Hesap tutmadı. Hatay başta, sınır boyunca sıralı illerimizde güvenlik ve ekonomi ile ilgili sorunlar büyüdükçe büyüyor.
Bu hataların hatırlatılmasına iktidarın sert tepki göstermesi sebepsiz değildir.
Çünkü araştırmalar, halkın tercih yanlışlarını ve bu yanlışları yapanları teşhis etmeye başladığını ortaya koyuyor.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun duası mı tahmini mi bilmiyoruz ama inşallah dediği gibi olur ve Esad’ın sonunun geldiğini aylar değil haftalar içinde görürüz.
Ama bu bile kurtuluş değildir.
Çünkü herkes biliyor ki, düzensiz bir geçiş Esad günlerini bile aratacak vahşette bir yok oluşa ülkeyi mahkûm edebilir.
Bak sen şu generale!
Her şeye rağmen mülteci faturasını paylaşmaya çalışmak doğru bir adımdır.
Ama Davutoğlu Güvenlik Konseyi’nde neler işiteceğini tahmin ederek gitmiş olmalıdır.
Çünkü Suriye temsilcisi Türkiye için “Suriye’nin cellâdı” ifadesini kullanmıştır.
Kendi halkına cellât gibi davranan bir rejimin küfrünü ciddiye almamak mümkün ama Güvenlik Konseyi de Türkiye’nin mültecilerden kaynaklanan zorluklarını ciddiye almamıştır.
Çünkü Suriye içinde acilen mülteci kampları kurulmasına BM’nin öncülük etmesi isteğini Davutoğlu Amerika, Rusya ve Çin dışişleri bakanlarına bile duyuramamıştır.
Bu ülkelerin dışişleri bakanları Güvenlik Konseyi toplantısına katılma zahmetine dahi katlanmamışlardır.
Bu arada ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey’in Suriye krizine yönelik değerlendirmeleri, sık sık hayallere kapılan siyasetçilere ibret değerindedir.
ABD çark eder mi?
General Dempsey Suriye’ye askeri müdahale istemlerini gerçekçi bulmadığını söylemekle kalmamış, Başkan Obama’yı eleştirerek hatalı davrandığını savunmuştur.
Türkiye, tampon bölge uygulamasını NATO üstlensin mi istiyor; Amerikalı komutan onu da “İttifak böyle bir angajmanın altından kalkamaz” diyerek karşı çıkmıştır.
Bir komutan koskoca Başkan’ı eleştiriyorsa Amerika’da demokrasiye bir şeyler mi oluyor?! Yoksa oraya da özel yetkili savcılar getirmenin zamanı mı geldi?!
Şaka bir yana Amerikalı komutanın itirazı Obama’nın işin başında Türkiye’yi Suriye’ye bulaşmak konusunda cesaretlendirme yanlışına bir telâfi girişimi ise şaşmamak gerekir.
Çünkü ilk aşamada Türkiye’yi Suriye’ye karşı şahinleştiren Obama yönetimi, sonra gerilemiştir.
Biz bunu yaklaşan seçimlere verdik ama emin olmamak gerekir.
Hele BM Güvenlik Konseyi toplantısına Rusya ve Çin’le beraber ABD Dışişleri Bakanı’nın katılmamasından sonra...
Artık hata kaldırmayacak bir noktadayız!
Yalnız kalıyoruz!
Haberin Devamı

