Amerika, Irak'ın elinde bulunduğunu iddia ettiği kitle imha silâhlarını, savaşın en önemli sebebi olarak gösterdi.
Saddam, geçmişte kendi halkına karşı bile kullandığı bu silâhlarla komşularına saldırabilir, bunları uluslararası terör örgütlerine verebilirdi.
Söylenen buydu.
Dünya, savaşın ilk gününden bu yana ABD'nin iddiasını kanıtlamasını bekliyor. Vicdanlar iğrenç bir yalanla kandırılmadığını bilmek istiyor.
Bütün çabalarına rağmen Amerikalılar, iddialarını kanıtlayacak bir delil bulamadıkları için rahatsızlık artıyor.
Çünkü böyle bir yalan "Saddam'ı düşürdük, daha ne istiyorsunuz?" yavuz hırsızlığı ile temizlenemeyecek bir çirkinliktir. Ve öyle bir çirkinlik dünyanın geleceğini, ahlâkı ve güven duygusunu tahrip eden, kanlı ve karanlık bir hayalet yaratacaktır.
ABD Savunma Bakanı Rumsfeld'in "Irak'taki kitle imha silahları savaştan önce yok edilmiş olabilir" sözleri, Amerika'nın dünyayı kandırmış olabileceğini riski yüksek, vahim bir ihtimal olarak ortaya çıkarıyor.
Nitekim ingiliz gazetesi Guardian dünkü başyazısında "kepazelik" diye nitelelediği bu açıklamayı Amerikan iddialarının masal olduğunu gün ışığına çıkaran delil saymıştır.
Bağdat zaliminin devrilmesi kutlanmaya değer bir sonuçtur ama "yalan iddiası" kanıtlanırsa bu, dünyaya pahalıya mal olacaktır.
Dünyanın tek süper gücü olma rolü sadece akıllı füzelerle oynanamaz.
Çünkü dünya, kendi demokratik düzeninin dayalı olduğu insan haklan ve ahlâk normlarını uluslararası ilişkilerde ihlâl eden bir güce, ne kadar kahredici olursa olsun güven ve saygı duyamaz.
Washington'dan Ankara'ya "Hatanızı kabul edin" mesajları gelmişti.
Ama Rumsfeld'in itirafı, Washigton'un sorununun daha ağır olduğunu gösteriyor. Çünkü bu yalan özürle temizlenemez!
Avrupa yolu
Dün yetkili ağızlardan üst üste umut verici sözler işittik.
Umudun sebebi, AB hedefine yürüme kararlılığının iki temel kurum sözcüleri tarafından "taahhüt" yerine geçecek beyanlarla ifade edilmesiydi.
Başbakan Erdoğan Meclis'te şöyle dedi: "AB'ye uyum yasaları teslimiyetçilik ve taviz olarak yorumlanmamalıdır. Tam üye olduklarında Türkiye'nin gerisinde olan ülkelerin yaptığı sıçrama gözden kaçırılmamalıdır. AB üyeliği hangi ülke için bir geriye gidiş olmuştur?"
Genelkurmay ikinci Başkanı Orgeneral Büyükanıt şunları söyledi:
"TSK'nın AB'ye karşı olduğu iddiaları doğru değildir. AB, Atatürk'ün Türk toplumuna gösterdiği çağdaşlaşma hedefinin jeopolitik ve jeostratejik açıdan zorunluluğudur. Türkiye Avrupa'nın bir parçasıdır ve AB'ye girecektir."
Vatanseverliğin günümüze bağlı şartı, bu ortak hedefte birleşmek, Türkiye'yi 2011 yılına uzanan süreçte yol kazalarından korumaktır.
Yalan savaş
Amerika, Irak'ın elinde bulunduğunu iddia ettiği kitle imha silâhlarını, savaşın en önemli sebebi olarak gösterdi
Haberin Devamı

