Yalan rüzgârı

Haberin Devamı

Başbakan köşe yazarlarına beslediği düşmanlıkla uluslararası ölçekte bir şöhret inşa ediyor...

Washington’da katıldığı bir toplantıda Türk basınının en özgür dönemini yaşadığını öne sürerek “İnanıyorum ki daha da özgürleşecektir” diye ekledi.

Fakat öyle bir çerçeve çizdi ki buna olsa olsa Tayyip Erdoğan’a methiye düzme özgürlüğü denebilir.

Çünkü şu sözleri gönlünden geçen şeyi açığa vuruyor:

“Ama bu özgürlüğü siyasi iktidarlara hakaret olarak tanımlıyorlarsa, tabii ki mağduru olan bir kişi olarak buna Tayyip Erdoğan’ın eyvallah demesi mümkün değildir!”

Başbakan’ın gezisi Amerika’daki büyük medya için dikkate değer bir haber olmadı. Yani katıldığı toplantılarda Erdoğan’ı izleyen bir avuç konuk dışında asıl adres kendi kamuoyumuz oldu.

O nedenle zahmetine değmedi.

AKP’den önce birçok konunun konuşulamadığını, yazılıp çizilemediğini söylemiştir ama bu iddialar eski günlerin değil bugünün gerçeğini anlatıyor.

Karikatürcüleri bile dava etmiştir.

Gazetecilere en çok davayı o açmış buna rağmen mağduriyeti mahkemelerce en az tescil edilen Başbakan o olmuştur!

“Eleştiriye açığız” sözünün inandırıcılığı yoktur.

Çünkü Deniz Feneri dolandırıcılığını halkın dikkatinden kaçırma çabasına karşı durduğu için bağımsız medya organlarını devlet terörünün hedef tahtasına koymuştur.

Ve bu gerçeği dünyanın neredeyse bütün gazetecileri artık öğrenmiştir.

PBS televizyonuna dün “köşe yazılarının bu kadar dikkate alınmaması gerekiyor” dedi.

Asıl böyle düşünen siyasetçilerin dikkate alınmadıkları bir dünya var ve Başbakanımız bundan habersiz görünüyor.

Dileriz Türkiye’de dahi var olduğunu yakın bir gelecekte görsün.

Kendisi için de en hayırlısı budur!


***



Buhar mı oldular?

Şehitlerimizi toprağa verdik.

Evlâtlarımız bizden katillerini istiyor.

Minnet borcumuzu ödeyebilmenin ilk şartı budur.

Çünkü şehitlerin kutsal fedakârlığı ancak o şekilde doğru bir amaca hizmet edebilir.

Halbuki tablo bunu göstermiyor:

Her kafadan bir ses çıkıyor. Şehitlere saygısızlık eden yorumlar yapılıyor.

Utanmazlık Ergenekon ticaretine kadar dayanmış halde.

Dilim dilim bölünmüş, etnik etnik kıyılmış bir toplum...

Güven ilişkilerinin çürüdüğü, kışkırtıcı haberlerin uçuştuğu günler...

Siyasetçiler fikir yürütecek yerde görevi suçluları yakalamak olan devlet güçlerini silkelesin, harekete geçirsin.

Tokat terör bölgesine uzak bir il.

Katiller MİT’i, askeri istihbaratı güvenlik denetimlerini nasıl aşıp oraya geldi ve sonra nasıl buhar olup kayboldu?

Bunun hesabını veren birileri çıkmayacak mı?

Yoksa iktidar muhaliflerine komplo kurmaktan istihbarat örgütlerimizin asıl işlerine bakacak zamanı ve mecali mi kalmadı?

DİĞER YENİ YAZILAR