Başbakan, TÜSİAD’a yakışıksız bir uyarıda bulundu: “Bitaraf olan bertaraf olur” dedi.
Eğer “Demokrasi bizim için araçtır” dediği günlerdeki zihniyetini koruyorsa bu sözünün uyarıdan daha çok tehdit sayılması gerekir.
Hukukun üstünlüğüne dayanan, insan haklarına saygılı özgür bir toplumda hiçbir kurum, üyelerini bir tarafa angaje etmediği için bertaraf olmaz, kendini yok etmez.
Ülkede demokratik bir yönetim varsa hiçbir sivil toplum kuruluşu, tabanını yönlendirse de, serbest de bıraksa Başbakan tarafından tehdit edilmez.
Başbakan Erdoğan önceki gece verdiği TV mülâkatında şunu dedi:
“Sermayeden gücü bir yere kadar alırsınız. Bize de destek olmanız lâzım.. Senin paran olduğu kadar benim arkamda milletim var. Anadolu sermayesini daha samimi görüyorum. TÜSİAD kendini check etsin. Bu anayasayı beğenmiyorsa çıksın açıkça hayır desin, diyemiyorsa da açıkça ben bu değişikliği destekliyorum desin. Bitaraf olan bertaraf olur.”
Gazaba gelmiş bir iktidarın lugatında “bertaraf” etmenin yolu, yöntemi, anlamı nedir acaba?
Devletin gücünü siyasi menfaat için kötüye kullanmak, diz çökmeyenleri zulümle terbiye etmek mi?
Hangi taraf yakışır
Anayasa düzenlemeleri konusunda TÜSİAD’dan yansıyan itirazlar, kurumu HAYIR tarafında durmaya aday gösteriyordu. Başkan Ümit Boyner açıkça şunu demişti:
“Yürütmenin yargı üzerinde bu kadar etkili olduğu bir sistem çoğulculuğun önünde engel.
Cumhurbaşkanının zaten çok geniş olan yüksek yargı atamalarındaki etkisinin daha arttırılması ve de Adalet Bakanı’nın benzer yetkileri HSYK içinde kullanacak olmasını doğru bulmuyoruz.”
TÜSİAD’ın Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Mustafa Koç da aynı açıklıkla itirazını ortaya koymuştu:
“Yargı bağımsızlığını geliştirmek yerine yürütmenin yargı üzerindeki etkisini arttıran düzenlemeler mevcuttur..”
TÜSİAD liderlerinin eleştirileri, referandumda “HAYIR” diyecek görüşün temel gerekçesini paylaşıyor aslında.
Çünkü bu düzenlemelerle bağımsızlığını kaybeden yargı siyasi iktidarın kontrolü altına girecek, erkler ayrılığı ilkesine dayanın rejim dengesini kaybedecektir.
Teşekkür etmeliydi
Bu duruma rağmen üyelerine “Evet oyu kullanın” çağrısı yapmaması nedeniyle Başbakan TÜSİAD’a köpürdü ama aslında “Hayır tarafı”nda yer aldığını ilân etmediğine bakıp teşekkür etmesi gerekirdi.
Çünkü TÜSİAD geleneğinin bağlı olduğu değerler, hiçbir taviz veya rüşvet karşılığı yargı bağımsızlığını feda etmeye izin vermez.
Böyle bir durumda TÜSİAD’ın “Doğruları var ama HAYIR” demesini tarihi sorumluluğuna daha çok yakıştıranlar hiç de haksız değildir.
Bu arada Başbakan’ı da demokrasi sayesinde elde ettiği kazanımların bilânçosunu çıkarmaya davet etmek lâzım...
Bu rejime teşekkür borçlu olduğunu görecek ve çoğulculuğu daha içten benimseyecektir belki o zaman.
Bu zigzaglardan da artık kurtulmalı.
Her alanda taraf yaratmaya çalışması toplumu bölüyor ve geriyor.
Kendisini de tutarsız yapıyor.
Yaradılanı yaradandan ötürü sevdiğini söyleye söyleye geliyor, sonra bir anda “boy değil soy önemlidir” diyor.
Hangisine inanacağız?
Yakışmadı!
Haberin Devamı

