Başbakan Erdoğan gerçekten de Arena’lara lâyık bir gladyatör gibiydi geçen akşam.
Kanal D’de Uğur Dündar’ın “Arena” programına çıktı. Söz Hürriyet yazarı Bekir Coşkun’un Gül’ü hedef alan “O benim cumhurbaşkanım olmayacak” başlıklı yazısına gelince kontrolünü kaybetti.
“Sizin meslektaşlarınızdan onu diyebilen insanın önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkması lâzım” dedi.
Bir dil sürçmesi olabilir mi diye düşünenler yanıldılar; Başbakan ikinci kez vurdu, vurguladı:
“Cumhurbaşkanı kim olursa olsun hepimizin cumhurbaşkanıdır. Senin değilse o zaman çık buranın vatandaşlığından!”
Bekir Coşkun’a kapıyı gösterme hakkını Başbakan acaba nereden aldığını sanıyor?
Eğer bu bozulmanın sebebi son seçimdeki yüzde 47 ise bilmeli ki daha yüksek oylar bile ona Anayasa’da yazılı olanlar dışında bir hak ve güç veremez. Hiçbir seçimin sonucu bu ülkeye padişah veya halife getiremez.
Bekir Coşkun’lar çok...
Bu tahammülsüzlük eğer seçim zaferi sarhoşluğunun onun kişiliği üstünde yarattığı kibir dopingli bozulma ise, demokratik geleceğimiz ciddi tehlikelerle karşılaşacak demektir.
Kimse Bekir Coşkun gibi düşünmek zorunda değil. Ama hiçbir demokratik ülke vatandaşının da devlet başkanını veya başbakanını eleştirme hakkından vazgeçerek bütün kusurları ile benimseme zorunluluğu yoktur.
Hele görevi gereği kamuoyu adına yönetenleri denetleyen ve eleştiren gazeteciler için böyle bir kural asla söz konusu olamaz.
Hani insan hakları ve ifade özgürlüğü AKP için asla vazgeçilemeyecek değerlerdi?
Hani herkesi kucaklıyorlardı?
Gül’ün geldiği yere, izlediği yola, durduğu yere, söyleyip savunduğu şeylere bakan ve onun kendi inançlarını, özlemlerini ve değerlerini temsil etmediğini yazıp çizen yığınla gazeteci, yazar, çizer var; onlar ne yapsınlar?
Bu Bekir Coşkun’lar nereye gitsin istiyor; bir zahmet Başbakan onu da söylesin!
Kibir ve ihtiras zehirdir...
Unutmaması gereken asıl önemli şey şu:
Bugün Gül’e yönelik şüphelerin ömrü, onun Çankaya’da göstereceği basirete ve yüce makama samimiyetle lâyık olma çabasına bağlıdır.
İleride Bekir Coşkun’un bile cumhurbaşkanı olma şansı, fırsatı olabilir.
Ama güvensizlikle sakatlanmış bir cumhurbaşkanı adayını, Anayasa’ya ve cumhuriyetin temel değerlerine sahip çıkması için kendi üslubuyla tahrik etmekten başka kusuru olmayan bir yazarı vatandaşlıktan kovmayı velev ki hayal eden ve bunu ağzından kaçıran bir başbakan?..
Ona Allah selâmet versin! Ülkesini de Allah korusun!
Voltaire iki yüzyıl önce “Kendi düşüncelerimi hayatımın sonuna kadar savunurum. Ancak başka insanların kendi düşüncelerini savunabilmeleri için hayatımı feda ederim” demişti.
Şükür ki özgürlüğümüz Tayyip Erdoğan’dan böyle bir özveri beklemiyor.
Ama Tayyip Erdoğan böyle giderse korkarız bizlerden bekleyecek!
Yakışmadı!
Haberin Devamı

