Depremin acısı zamanla unutulur. Verdiği zarar da yerine konulur ama terör?. O sürekli kanayan bir yara...
Başbakan Erdoğan dünkü grup konuşmasında terörle mücadeleye ağırlık verdi ve terörle mücadele adına ne varsa yaptıklarını söyledi.
Müzakere ile mücadeleyi birbirinden bağımsız olarak yürütme kararlılığı üstüne kurulu yeni stratejinin başarı getireceğine hükümetin inandığı anlaşılıyor.
Silâhlı Kuvvetler’in eli kolu bağlanmadığı zaman başarının garanti olacağı, hava destekli son kara harekâtı ile bir kez daha kanıtlanmıştır.
Başbakan terörle mücadelede Türkiye’nin 1990’lara geri dönmekte olduğu kaygılarına hak vermiyor.
Bu tespit yanlış değildir.
Arkadaşımız Ruşen Çakır’ın iki gün önce bölgedeki gözlemlerine dayanarak yazdığı gibi devlet eski hatalarını tekrarlamıyor.
Yani güvenlik güçleri PKK’lıyı halktan ayırmayı öğrenmiştir.
Gerçekte terörün asıl mağduru olan bölge halkı, teröristin suç ortağı muamelesi görmemektedir artık.
Yeni nesil silâhlar
Başbakan’ın sözünü ettiği uyanış, yani Kürt kökenli halkın yüreklenip “canilere ‘yeter artık’ diye diklenmesi” güvenlik siyasetindeki bu değişimin olumlu meyvesi olarak görülmelidir.
Terörle mücadelede rüzgâr döndü ve her şey iyiye mi gitmeye başladı?
Bunu henüz diyemeyiz.
On yılda bozulan bir anda düzelmez.
Çukurca saldırısına ait tespitler, terör örgütünün yeni nesil silâhlar kullanmaya başladığını gösterdi. Şırnak’ta toprak altına depolanan 88 Kalaşnikof, bu tehlikeli gelişmenin uyarı işaretiydi.
VATAN’a konuşan askeri uzmanlar terör örgütünün uzun menzilli hedeflere ve hava unsurlarına karşı etkinlik kazanmış olduğunu, buna göre hazırlıklı olmak gerektiğini belirtiyorlar.
PKK haraç toplamaktan uyuşturucu ticaretine ve insan kaçakçılığına kadar hemen tüm kirli faaliyetlerden büyük paralar sağlıyor. Açık ve gizli düşmanlarımız bu kaynağı destekliyor.
Çifte güvence lâzım
Yakın tehlike Amerikan askerlerinin Irak’ı boşaltacakları süreçtir.
Son zamanlarda PKK’lıların üstünde ABD menşeli silâhlar ele geçirilmesi alârmdır. Çünkü soruşturmalar Blackwater USA adında bir Amerikan güvenlik şirketini gündeme getirmiştir.
Asker çıkışlı, özel eğitimli personel ve askeri donanım kullanan bu şirket Amerika içinde ve dışında (örneğin Afganistan ve Irak’ta) Amerikalılara askeri koruma ve eğitim hizmetleri veriyor.
“Dost ve müttefik ABD” Irak’tan giderken yalnız ordusu için değil bu esrarengiz örgüt için de Türkiye’ye güvence vermelidir.
Amerikan askerlerinin Irak’tan giderken arkalarında bırakacakları silâhların terör cephaneliğine dâhil olması, ABD’yi Türk halkının gözünde ebedi düşman katına indirecektir.
Bu gerçek Washington’a diplomatik ifadelerle değil adam gibi, açıkça söylenmelidir!
Yakın tehlike
Haberin Devamı

