Demokrasi denge rejimidir. Güçlü bir iktidar bu dengeyi kurup korumaya tek başına yetmiyor.
Hatta bizdeki örneğe bakınca problem olabildiği dahi görülüyor.
Hep düşünmüşümdür: AKP’nin iktidara tutunma azmi, onu cumhuriyetin kurucu değerlerini, siyaset ahlâkını ve hukuku çiğneme çizgisine sürüklüyor olmasaydı Türkiye nerede olurdu?
Önemli bir kesimin gözünde “şüpheli ve tehlikeli” görülmesine yol açan sebeplerin ortadan kalkması herhalde AKP’yi yeni bir “altın çağ” yaratan parti konumuna yükseltirdi.
Ama hayır; AKP laikliğe dönük husumeti ve devlet kadrolarını işgale yönelik doymaz iştahını, teşhirci bir inatla taşımaktan sanki haz duyuyor.
İkinci iktidar döneminin sonuna doğru bu gidişin demokrasimizi rayından çıkaracağı şimdiden belli oluyor. Ve iktidar alternatifi olma kalitelerine sahip bir muhalefet dengeyi sağlamak için hayati derecede önem kazanıyor.
CHP’nin yükselen yıldızı Kemal Kılıçdaroğlu dün ümit veren sözler söyledi.
Mesajları cesur özeleştiriler yanında köklü bir yenilenme ve gençleşme müjdesi de getiriyordu.
Tekel’le uyanan ruh
CHP’nin kurultayı Mayıs’ta...
Partinin önümüzdeki seçimde başarı elde edip etmeyeceğini bu Kurultay’da oluşacak kararlar ve kadrolar belirleyecek.
Sol eğer gerçekten “insanlığın her türden sömürüye, eşitsizliğe, zorbalığa, kirlenme ve yozlaşmaya, egoizme ve ikiyüzlülüğe verdiği cevap” ise Türkiye’nin artık bir sol iktidara kavuşması zamanının geldiğine herkesten önce CHP’lilerin inanması gerekir.
Ve bunun gerektirdiği özveriye kendilerini hazır hale getirirler.
Kılıçdaroğlu “Sol sokağı göremedi. Sıcak evlerimizde oturduk, rahata alıştık” dedi dün.
Bu uyuşmanın neler kaybettirdiğini Tekel işçilerinin direnişi ispatlıyor.
Haksızlıklara duyulan öfke, tek kıvılcımın harlı ateşe çevireceği bir toplum tabanı yarattı.
Emekçilerin sınıf bilinci ile yarattıkları enerji, geleceğini yeniden tanzim ederken CHP’ye ilham verebilir mi? Vermeli.
Kılıçdaroğlu heyecan öneriyor. Heyecanın kaynağı gençliktir, genç fikirlerdir.
“Partinin üyeleri militanlaşmalı. Militanlaşma da gençlikle yakalanır” dedi; doğru...
Değişmeye mahkûm...
Değişimin yolunu yöntemini merak edenler eğer 70’li yılları yaşamışlarsa Karaoğlan dönemini hatırlasınlar.
Yaşları daha genç olanlar da AKP’nin modelini örnek alsınlar.
Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi iktidarı eleştirmek muhalefet olmaya yetse de iktidar alternatifi olmaya yetmiyor. Bunun için iktidar partisinin dayattığı gündeme teslim olmamak, kendi gündeminizi yaratmanız gerekiyor.
O gündemde projeler olmalı. Projeler bu toplumun kangren yaralarına, işsizliğe, yoksulluğa, yolsuzluğa, zorbalığa, yabancılaşmaya çareler üretmeli, kitlelere hem umut, hem heyecan vermeli.
O heyecan sadece yığınları büyütmeyecek, iktidarı da suni gündemler yaratarak halkı oyalamanın günahlarına karşı uyaracaktır.
Tabii en başta seçim ortamındaki rekabet dengesizliği bu şekilde kalkacaktır.
Muhalefetin de her sandık çevresinde seçmenleri oy vermeden önce en az iki kez ziyaret eden heyetlerini bu heyecan oluşturacaktır.
Seçim günü her sandığı namusu gibi koruyan, o sorumluluğu bir sigara içimlik zaman için dahi olsa ara vermeden taşıyan parti görevlilerine CHP belki bu Kurultay’da dirilecek “devrimci ruhu” sayesinde kavuşacaktır.
Bu seçimde ana muhalefet değişecektir.
CHP ya iktidar olacaktır ya da hiç!
Ya hep ya hiç!
Haberin Devamı

