UNESCO 1981 yılını dünyada “Atatürk Yılı” ilân etmişti.
Atatürk’ün doğumunun 100. yılında sergilenecek etkinliklerin Türkiye önderliğinde yürümesi ve onun hatırasına lâyık güzellikte olması bizim borcumuzdu.
Ama işler iyi gitmiyordu. Kültür Bakanı Talât Halman Merter’deki fabrikada Vitali Hakko’yu ziyaret ederek yardım istedi.
Vitali Hakko ertesi gün kurmaylarına şu emri verdi:
“Atatürk ve Türkiye sevgisi temelinde Hititlerden günümüze Anadolu medeniyetlerinin tümünü kucaklayan bir gösteri istiyorum sizden.”
Proje ve bütçenin tartışılacağı toplantıda şirketin profesyonelleri hazırlığı bir yıl sürecek ve 40 kişilik bir ekiple dünyayı dolaşacak olan bu defile üstü gösterinin Vakko’yu sarsacak büyüklükte bir maliyet doğuracağı uyarısında bulundular.
Toplantıdaki hava “ya vazgeçelim veya projeyi küçültelim” yönünde değişiyordu ki masanın başında oturan “adam” sesini yükseltti:
“Biz her şeyimizi Atatürk’e borçluyuz. Maddi manevi neye mal olursa olsun ona yakışanı yapacağız!”
O yıl “Anadolu Güneşi” yalnız kentlerimizde değil dünyanın dört bir yanında parladı ve Türkiye’nin en güzel, en etkileyici tanıtımını yaptı.
Bu başarı Vakko’yu sarsmadı, tersine ateşledi. Vitali Hakko için daha önemli bir şey yaptı:
O zamana kadar ona “Mösyö Vitali” diyenlerin bir kısmı “Bay Vitali”, önemli bir kısmı da “Vitali Bey” demeye başladı.
1981 yılından beri onu hep “cumhuriyetin inançlı, fedakâr, kahraman birinci kuşağı”nın seçkin temsilcilerinden biri olarak takdir ve saygı ile izledim.
Dün onu kaybettik. 94 yaşında, doğduğu kentte, İstanbul’da öldü. Yaptıkları için ona teşekkür ediyoruz. Hayatımıza estetik kazandırmıştır. Yarattığı marka onu uzun yıllar yaşatacaktır.
Vitali Bey için Tanrı’dan rahmet, yakınlarına, sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Şahin’e dolaylı tazminat mı?
İktidarın birçok devlet kadrosuna Diyanet’ten transferler yaptığını biliyoruz.
Ama böylesi ilk oluyor: Nuruosmaniye Camii’nin imamı Alaeddin Şahin bin lira maaşlı bir kamu görevlisiydi. Sonra birden Allah “yürü ya kulum” dedi.
Bir yıl içinde İETT’de bir dairenin başkanlığına getirildi. Ardından iki belediye şirketinde yönetim kurulu üyesi oluverdi. Şu an ayda 7 bin lira geliri olan bir bürokrat seçkinidir.
İktidarın kamu kadrolarını İslâmlaştırma eylemlerinin belediye uzantısı mı bu olay? Olmayabilir.
Çünkü Alaeddin Şahin özel biri... Türban yasağı nedeniyle AİHM’de Türkiye aleyhine dava açan tıp öğrencisi Leylâ Şahin var ya, onun babası.
Bilindiği gibi AİHM, Şahin’in başvurusunu oybirliği ile reddetti. Temyiz davasında da AKP iktidarı ayıp olur diye devlet aleyhine tutum takınamadı. Bu yüzden türbanlıları kızdırdı.
İktidar Şahin ailesini teselli edecek tazminatı herhalde bu şekilde ödemeyi uygun gördü.
Allah kabul etsin!

