Vicdan varsa...

Haberin Devamı

Eğer iktidar bu çatışmayı “partiye faydası oluyor” diye sürdürmeye niyetli ise tekrar düşünmeli...

Çünkü devletin kurumlarını devamlı tokuşturan zihniyetin böyle bir kumardan kârla çıkması mümkün olamaz. Devlet zarar görmüşse, buna sebep olan tüm tarafların payına da sadece zarar düşer.

Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun muhtırasına hükümetin aceleye getirilmiş cevabı iki temele dayalı idi:

1. Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun bildiri yayınlama yetkisi yoktur, dolayısıyla bildirinin demokratik meşruiyeti de, hukuki meşruiyeti de yoktur;

2. Bu bir siyasi bildiridir; yüksek mahkeme siyasete alet edilmiştir.

Yargıya karşı iktidar gücünden yararlanarak her türlü kötüleme, kışkırtma yapılacak, içerde dışarda baskılar örgütlenecek, yasama gücü yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını elinden almak ve onu iktidar uydusu haline getirmek için kullanılacak, yargı reformu Yargıtay’ı dışlayıp aşağılayan bir tutumla yabancılara emanet edilecek, sonra yükselen itiraz, siyasi diye, meşru değil diye suçlanacak.

Biraz insaf lâzım!

Yüksek yargıyı meşru savunma mecburiyetine sürükleyen bir zihniyet, “kim meşru, kim değil?” hakemliği yapamaz.

Yargıtay millet adına değil, kendisi için çıkış yaptı. Amaç, yargının onurunu ve bağımsızlığını savunmaktır.

Yargının bağımsızlığını kaybettiği bir devlet de bağımsız olamaz. Millete bu tehlike duyurulmuştur.

MHP lideri Bahçeli dün şu tespiti yaptı:

“Başbakan ve AKP kendilerini meşru zeminlerde savunmak yerine, siyasi güç gösterisi ve meydan okuma yolunu seçmiş ve yargıya karşı adeta cihat ilân etmiştir.”

Evet görüntü budur ve bu hastalıklı durumun değişmesi lâzımdır.

AKP’nin kurumsal vicdanı için özeleştiri zamanı çoktan geldi, geçiyor:

“Devletin bütün kurumları ile kavga halindeyiz. Bizi doğru ve haklı bulan kalmadı. Yargı, ordu, üniversite... Hepsi haksız, bir tek biz haklı olamayız!”

İktidar bu muhasebeyi ne kadar erken yaparsa ülkeye ve kendine o kadar iyilik eder...

*****


Telâş ve tedbir

Kentlerde yaşayanları haraca bağlamak anlamına gelecek vergilerdi onlar...

Bu yüzden “Deli Dumrul” adı takılmıştı.

Ama tahmin ettiğimiz gibi vazgeçtiler.

Çünkü yerel seçim geliyor ve AKP’li belediyelerin vatandaşı rahatsız etmeden paraya boğulmaları gerekiyor.

İktidar “Deli Dumrul” tasarısından vazgeçerken meclise, AKP’li milletvekillerinin imzası ile “danışıklı” bir yasa teklifi sevketti.

Buna göre petrolden alınan ÖTV’nin tamamı, taşıtlardan alınan ÖTV’nin yüzde 28’i, içkilerden alınan ÖTV’nin yüzde 60’ı, özel iletişim ve şans oyunları vergilerinin tamamı belediyelere aktarılacaktır.

Bu operasyonla belediyelere 4 milyar YTL aktarılması hedefleniyor.

Ekonominin zorlukları artıyor, bütçe açığı büyürken enflasyon yükseliyor; kaynakları belediyelere çevirmek doğru bir iş mi?

Değil ama bunların hiçbiri yerel seçimleri kazanmaktan daha önemli değil. Bu yüzden gözlerini kararttılar. (Başbakan’ın gözündeki kızarmanın bununla ilgisi olabilir mi?!)

Neyse... AKP yöneticileri bu kaynak aktarımı için çalışırken meclis tarihinde görülmedik bir hata yapmışlar, metnin üstüne “teklif” yazacak yerde “tasarı” yazmışlar.

Acaba kapatılmaktan kurtulsalar bile en azından “hazine yardımını kesme” cezasına çarptırılacakları telâşına mı kapıldılar?

Bu şekilde belediyelerde “yedek

kasa”mı oluşturuyorlar?


DİĞER YENİ YAZILAR