Vicdan borcu

Haberin Devamı

Siyaset kurgulamakta Tayyip Erdoğan’ın eline kimse su dökemez, bunu biliyoruz.

Yürüdükleri yolun çıkmaz olduğunu gördü ve akıllı bir yol haritası çizdi.

“Değiştik biz” dedi.. “Milli Görüş gömleğini çıkardık” dedi.

Partisine kendi siyasi kaynağından olmayan insanlar aldı. Milli Görüş’ün geleneksel hasmı olan ülkelerle, uluslararası kuruluşlarla ve ideolojilerle köprüler kurdu.

“Faiz haramdır” sözünü unuttu, ilk iktidar döneminde türbanı unutturdu.

Orta sağ ve orta soldan devşirdiği siyasetçileri AKP çatısı altında toplayarak çağdaş, uzlaşmacı bir kimlik sergiledi.

Ve sonra tombala!..

Şimdi merak ediyorum; “AKP dinci bir parti değildir” propagandasına kefil olan bu siyasetçiler geceleri rahat uyuyabiliyor mu?

Laik cumhuriyete sadakat yemini ettiklerini hatırlayarak canları sıkılıyor mu?

Hem dindar hem laik cumhuriyete bağlı olan yığınları onların AKP’de oluşları ikna etmiştir. Şimdi halkı kandırmakta kullanılıyor olmanın zilletine nereye kadar katlanmayı düşünüyorlar?

Çünkü 22 Temmuz’dan sonra başka bir AKP geldi. Yargı kurumlarının, üniversitelerin ve sivil toplumun endişelerini artık yabancı gözlemciler de paylaşıyor.

Alman Volksstimme gazetesi dün “Atatürk’ün kurduğu devletin altı oyuluyor” diye yazdı.

Haklı bir soru da sordu:

“Erdoğan ilerlemeden yana tanındı. Yoksa takıyye mi yapıyordu?”

“Mecliste türban serbest olmalı” diyen AKP’nin kurmaylarından Egemen Bağış’ı soran gazetecilere Meclis Başkanı Köksal Toptan dün “Hayır hayır olmaz” karşılığı verdi.

Dediğine kendisi inandı mı? Hiç sanmıyorum.

Bu tehlikeli gidişi kimler durdurabilir?

Sadece ve sadece kullanıldıklarını fark eden milletvekilleri..

Tabii onların da vicdanı hür olanları!

*****

Tiyatro

Az gelişmiş demokrasilerin siyasetçileri bağımsız kurumların varlığına tahammül edemez.

O kurumların kimliklerini korurken iktidarı da kazalardan, belâlalardan koruduklarını bilmezler.

İktidar sorumluları YÖK’ün başına itaat etme mecburiyetini bir mikrofon kazası ile dünyaya ilân ettikleri bir Başkan getirdikten sonra rahata erdiklerini sandılar.

Oysa yarattıkları bir zaaftır. Bundan sonra duracakları yeri kendi iradeleri değil, bindikleri alâmet belirleyecektir.

Madem ki başta hep “başüstüne” diyen biri var, üniversiteler boğazına kadar siyasete batacaktır.

Dün Başbakan “türban nedeniyle üniversiteyi bırakan öğrencilere af çıkacak mı?” sorusuna “Bunun YÖK tarafından olgunlaştırılması gerekir” dedi.

Milli Eğitim Bakanı da imam hatiplere üniversite yolunu genişletecek katsayıyı YÖK’ün görüşeceğini söyledi.

“Biz bilmeyiz, YÖK bilir” der gibi yaparak demokrasi tiyatrosu oynuyorlar!

DİĞER YENİ YAZILAR