Cumhurbaşkanı türbanla ilgili anayasa değişikliğine onay mı verecek yoksa veto mu edecek?
Eski Cumhurbaşkanı Demirel dün kendisini ziyaret eden radyo ve TV gazetecilerine “Veto etmeyecektir. Kimsenin ümide kapılmasına gerek yok” dedi.
Demirel tahminini şu gerekçeye dayandırıyor:
“Cumhurbaşkanı bir siyasi partiden geliyor. Partiye ve onun taraftarlarına borcu var. Cumhurbaşkanı ne kadar bağımsız olmaya çalışsa bu sebepten dolayı tümüyle bağımsız olamaz.”
Peki Abdullah Gül’ün onay vermeyip yasayı bunca zaman tutmasına ne demeli?
Demirel “gelir gelmez imzaladı” denmemesi için Gül’ün siyaset yaptığını iddia ediyor.
Yadırgadım...
Demirel, ülkenin içinden geçtiği şartlarda kendisine düşen rolün ne olduğunu doğru takdir edecek bir devlet adamıdır. Nitekim halka doğru mesajlar vermiştir.
Ama Cumhurbaşkanı Gül’le ilgili tahminini itiraf etmek zorundayım ki yadırgadım.
Çünkü Cumhurbaşkanı Gül’ün tutumu hakkında açıkladığı görüşler, onun doğru yönde etkilenmesine hizmet etmeyebilir.
Ortada anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek laiklik ilkesinde gedik açacağı öne sürülen bir yasa var.
Bu yasa günü geldiğinde Anayasa Mahkemesi tarafından yok hükmünde sayılacağı ilân edilmiş durumda. İş o noktaya varırsa Cumhurbaşkanı, bırakın hukuki ve siyasi sonuçlarını; tarihe, millete ve dünyaya karşı o makamdaki varlığını savunamaz hale düşecektir.
Öyle bir gafleti istifa bile temizlemez!
Baba taktiği...
“Parti kökenli cumhurbaşkanlarının partisine, partilisine borcu olur” demek, devlet başkanlarına yakışmayacak bir yanlışa meşruiyet kazandırmaktır ki bunu Demirel yapmamalı idi.
Yargı kurumlarının çanlar sirenler çalarak uyarıda bulunduğu bir ortamda anayasayı ihlâl suçuna onay verecek kadar partisine borçlanmış bir Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin aradığı, anayasamızın tarif ettiği Cumhurbaşkanı olabilir mi?
İddia taşıyan her siyasetçi için ulaşılacak en son hedef devlet başkanlığıdır.
O hedefe ulaştıktan sonra siyasetçilik biter, devlet adamlığı başlar. Almak biter, vermek başlar.
Cumhurbaşkanı tarafsızdır ama meşru taraflar arasındaki hakemliklerinde tarafsızdır.
Anayasaya karşı olan bir taraf varsa onun tarafsızlığı orada biter. Çünkü Cumhurbaşkanı her zaman Anayasa’dan yana taraftır. Öyle olmak zorundadır.
Demirel’in bu gerçeği bilmemesine ihtimal vermiyorum.
Gül’ün ne yapacağı konusundaki sözlerinin tahmin değil, onu bu mesele üstünde danışmanları ile ciddi olarak tekrar tekrar düşünmeye sevkedecek bilinçli bir tahrik olabileceğine daha fazla şans tanıyorum.
“Partisine borçlu Cumhurbaşkanı” görüntüsünün yaratacağı terbiye edici etkiyi eski bir cumhurbaşkanı olarak hepimizden iyi o bilir.
Amacı buysa eğer, dileriz işe yarar!
Veto tahriki
Haberin Devamı

