Vergi düşmeli!

Maliye Bakanı Unakıtan'ın durumu, kovboy filmlerindeki cenaze levazımatçılarını hatırlatıyor. Hani silahşorlar kasabanın ortasında birbirlerinin üstüne yürürken ellerini ovuşturarak dükkânına koşan ve siyah tören elbiselerini giyen o kısa boylu şişman adamı...

Haberin Devamı

Maliye Bakanı Unakıtan'ın durumu, kovboy filmlerindeki cenaze levazımatçılarını hatırlatıyor.

Hani silahşorlar kasabanın ortasında birbirlerinin üstüne yürürken ellerini ovuşturarak dükkânına koşan ve siyah tören elbiselerini giyen o kısa boylu şişman adamı...

Ham petrol fiyatlarının her gün yeni rekorlar kırarak ekonomiler üstünde kara bulutlar oluşturmasından mutlu olan yeryüzündeki tek Maliye Bakanı herhalde Unatıkan olmalıdır.

Düşünün... Kurşunsuz benzin Tüpraş'tan 95,7 kuruşa çıkıyor. Dünyanın en yüksek vergisini yüklenen bu benzin pompada 2.78 YTL'ye satılmaktadır.

Evet ham petrol ateş pahası oldu ve biz bu malı ithal ediyoruz. Doğru ama kullandığımız akaryakıtın üçte ikisini vergi yükü oluşturmaktadır. Ürünün fiyatı bir ise iktidar bunun iki misli vergi koyarak Türkiye'yi akaryakıtın dünyada en pahalı satıldığı ülke haline getirmektedir.

Övünülecek bir birincilik değil bu.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan "Bütçem fazla verdi" diye fiyaka yapıyor ama övülmeyi hiç hak etmeyen, vergi koyma yetkisini adaletsiz kullanan bir anlayışın ürünüdür bu tablo. Ve başarı diye nitelenmeye hiç lâyık değildir.

Petrol enerjinin, enerji de üreten bir ekonominin ana girdisidir. Oradaki kriz felâket sayılır. İktidar bu felâketten nema sağlıyor. Akaryakıtın fiyatı ne kadar yükselirse Hazine'nin vergi geliri de o kadar yükseliyor.

Felâketten beslenen bir vergi yönetimi olur mu?

İktidar artık kademeli vergi uygulamasına geçmelidir. Çünkü fiyat yükseldiğinde vergi oranı düşürülse bile Hazine'nin toplayacağı vergide gerileme olmayacaktır.

Türkiye işsizlik nedeniyle sosyal krizlere gebe bir ülkedir. Yönetenlerin üreten bir ekonomiyi ve rekabet gücü yüksek bir sanayii hedeflemesi gerekmektedir. Ateş pahası bir enerji ile olmaz bu!

Pahalı yakıtta dünya birinciliği marifet değil, başarısız bir icraat ve kötü bir şöhrettir.

Foyalar çıkıyor!
Bu 23 Nisan, içimizi karartan ama aklımızı başımıza getiren olaylar yaşadık. İktidarın imam hatip kavgası yaptığını siyasal İslamcı tabanına göstermek isterken "Çocuk Bayramı"nın yaş haddini 20'lere çıkarması, bu başlangıcın nerelere gideceği konusunda endişe taşımasak başlı başına bir eğlence konusu olabilirdi.

Ama seçime giderken AKP'nin hangi aletleri kullanıp bu sömürüyü nereye vardıracağını düşünmek tedirginlik sebebidir.

Çorlu'daki tören geçişine kara çarşaflı ve fesli çocukların alınması da öyle.. Milli Eğitim Bakanı Çelik'in gösterdiği tepki olayın üstüne tüy dikmiştir bence.

"23 Nisan'da buna hiç gerek yoktu. Lüzumsuz bir gayretkeşliktir" diyor.

"Zaten biz lâzım geleni yapıyoruz. Ne diye durduk yerde işleri karıştırıyorsunuz" türünden bir sitem sanki!

Cumhuriyet'in eğitim bakanı ateş püskürmeli ve bu gösteriyi akıl eden yöneticileri pişman etmeliydi. Ama o "Hangi amaca yönelik, bilmiyorum" dedi.

Biz söyleyelim: Laik cumhuriyetle çatışmaya giren bürokratların önlerinin açılacağı inancı yayılmıştır.

İktidar bu nedenle vebal altındadır.

DİĞER YENİ YAZILAR