Veren eller

Kalplerin Allah ve insan sevgisiyle dolduğu mübarek Ramazan kutlu olsun, ülkemize barış ve bereket getirsin. Başbakan Tayyip Erdoğan dün yoksullara yardım amacıyla kurulan Deniz Feneri Derneği'nin bir etkinliğinde güzel mesajlar verdi

Haberin Devamı

Kalplerin Allah ve insan sevgisiyle dolduğu mübarek Ramazan kutlu olsun, ülkemize barış ve bereket getirsin.

Başbakan Tayyip Erdoğan dün yoksullara yardım amacıyla kurulan Deniz Feneri Derneği'nin bir etkinliğinde güzel mesajlar verdi.

Toplumsal kültürün temelini oluşturan sevgi ve yardımlaşma geleneğini yüceltmek için Ramazan'ı, özündeki değerlere saygı göstererek yaşamayı önerdi.

Bunun yolu yardımlaşma, paylaşma ve hayırlan gösteriş için değil Allah için yapmaktır. Ve asla dünyevi menfaatler uğruna sömürmemektir.

Sözü bu noktada, Batı dünyasının en sevdiği Yakın Doğulu şair ve düşünür Lübnanlı Halil Cibran'a bırakmak istiyorum:

Elinizdeki mallardan verdiğinizde çok az verirsiniz.

Ancak canınızdan verdiğinde gerçekten vermiş olursunuz.

Canınız gibi sakladığınız mallarınız, gelecekte muhtaç olurum korkusuyla bekçiliğini yaptığınız nesnelerden başka nedir ki?

Yarının ne getireceği belli mi?

Olur da bir şeylere muhtaç duruma düşerim korkusu, gerçekte muhtaç durumda oluşun ta kendisi değil midir?

Su kaynaklarınız doluyken susuz kalırsam diye korkulara kapılmak en giderilmeyecek susuzluk değil de nedir?

Kimileri, pek çok mal mülk sahibi olduktan halde ancak pek azına kıyıp verebilirler. Üstelik bunları da salt gösteriş olsun diye verirler. Oysa bu içten pazarlıklı veriş, verdiklerinde bereket komaz.

Kimileri de ellerinde pek az olmasına karşın çıkarır, olanı biteni verirler.

Bu gibiler hayata bağlanmış, inanç duyan kimselerdir ve onların ambarları hiç boş kalmaz.

Sevecenlikle verirler ve edindikleri tüm armağan da bu olur.

Tanrı, işte bu gibi kimselerin elleri aracılığıyla konuşur ve onların gözlerinin ardından yeryüzüne bakarak gülümser.



İki tarafa da övgüler..
Hükümet ve üniversiteler temsilcilerinin dün sağladıkları uzlaşma, Cumhuriyet kutlamalarını gölgeleyen bir gerilimi ortadan kaldırdı.

Bu sonucun elde edilmesini iktidarın gösterdiği özveri sağlamıştır.

Evet, meseleye "Madem ki razı olacaklardı, niçin üniversitelerle kavgaya girerek gerginliğe sebep oldular" diye sorulabilir.

Hatadan dönmek erdemdir. inatlaşmanın ülkeye ve inat edilen amaçlara sadece zarar verdiğini öğreten geçmiş tecrübeler iktidan, zararın neresinden olursa olsun dönmeye ikna etmişse bunu övmek gerekir.

Dünkü toplantıda, YÖK reformunun Anayasa değişikliği gerektiren konulan ileri bir tarihe bırakılmıştır.

Üniversitelerin mali ve idari özerkliğini geliştirme amaçlı konular için bir çerçeve yasa hazırlanması kabul edilmiştir.

Bunun hazırlığını da üniversiteler yapacak, hükümet tasarıyı bu hazırlığa dayanarak oluşturacaktır.

Sonuçta galip, mağlup yoktur. İki taraf da kazanmıştır.

Üniversite, siyasi egemenlik heveslerine karşı kendini koruyacağını kanıtlamış, AKP de ezici çoğunluğa bile sahip olsa, iktidar gücünün sınırlarını öğrenmiştir.
İki taraf da kutlanmayı hak ediyor.

DİĞER YENİ YAZILAR