Vefa özürlü!

Haberin Devamı

Toplumlar da bireyler gibidir ne kadar hak ediyorlarsa o kadar saygı görürler...

Günün olaylarını görüşmek üzere toplandığımız masaya dün iki ilginç haber geldi. İkisi de bizim hesabımıza can sıkıcı hüzün verici farklar ortaya koyuyordu.

İlk haber Japonya’dan...
Yokosuka kentinde geçen ay bir taksi şoförü bıçaklanarak öldürülmüş, olay yerinde bulunan bir kredi kartı, polisi katile götürmüştü. Suçlu, kentteki donanma üssünde görevli bir Amerikan askeri idi.

Japon Dışişleri Bakanı dün Amerikan Büyükelçisi’ni makamına çağırdı. Büyükelçi ülkesi adına Japon devletinden, halkından ve ayrıca öldürülen taksicinin ailesinden özür diledi.

Daha sonra Japonya’daki Amerikan donanmasının komutanını yanına alan Büyükelçi, belediye başkanının karşısına geçip özür dilemek için Japon usulü yerlere kadar eğildi.

İncirlik başta Amerikan askeri personelinin bulunduğu birçok Türk kentinde vatandaşlarımızın mağdur olduğu çok sayıda suç işlenmiştir, işleniyor.

1992 Ekim’inde Ege’de yapılan tatbikat sırasında Saratoga uçak gemisinden atılan bir füze Muavenet muhribine isabet etmiş, gemi komutanı Kurmay Yarbay Kudret Güngör’le birlikte dört denizcimiz şehit olmuşlardı.

Bize gelince niye farklı?

Bırakın adi suçları, böylesine ağır bir vebalin özrünü bile Japonya’daki pişmanlık ve içtenlik düzeyinde belli etmediler Amerikalılar bize karşı. Niye acaba?

Çünkü “Türklerin böyle hassasiyetleri yoktur. Çabuk unuturlar” demişlerdir.

Bu alandaki vefa eksiğimizi ve minnet fukaralığımızı dün Kurtuluş Savaşı’nın son gazisi Yakup Satar’ın Eskişehir’de toprağa verildiği törende içimiz ezilerek tekrar hissettik.

Yakup Satar, hepimize özgür ve onurlu bir yaşam kazandıran kurtuluş mucizesinin hayattaki son kahramanı idi. Yaşarken ifade etmekte aciz kaldığımız minnetimizi onu toprağa verirken de gösteremedik.

Evet son gazi, Reşadiye Camii’nde yapılan dini, ardından gerçekleştirilen askeri bir törenle toprağa verildi. Maliye Bakanı Unakıtan, Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’nın temsilcileri törende bulundular ama yeterli mi?

Bu sorunun cevabını 18 Mart’ta Paris’te yapılan bir devlet törenini anımsayarak verebiliriz.

Kahramana saygı kültürü

Birinci Dünya Harbi’nin son Fransız gazisi Lazare Ponticelli de bizim Yakup Satar gibi 110 yaşında hayata veda etti.

Onun şahsında bütün şehitleri anmak üzere ülkede bayraklar yarıya indirildi.

Cumhurbaşkanı Sarkozy temsilcisini göndermedi, bizzat katıldı cenaze törenine. Eski Cumhurbaşkanı Chirac ile beraber ülkenin Başbakanı, Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı da onun arkasında yerlerini aldılar.

Ordusuz hürriyet olmaz. Orduları kahramanlar yüceltir. Kahramanları da hizmet ettikleri toplumların takdir ve şükran duyguları teşvik eder.

Gaziler uzun yaşadıkları için değil hayatlarını yüce değerler uğruna tehlikelere atmış insanlar oldukları için saygıya hak kazanıyorlar. Onları örnek almaları için gençleri özendiremezsek güçlü ve onurlu bir toplum olamayız.

Çocuklarımıza güvenli bir ülke bırakamayız.

Şehitlerimize, gazilerimize, kahramanlarımıza saygı göstermek, toplumsal kültürün temeli haline gelmeli.

Onlara sevgi ve minnetimizi ifade etmek gece denize karşı şarkı söylemek kadar içten ve kendiliğinden olmalı.

Bu onlardan çok ve onlardan önce bizim ihtiyacımızdır!

DİĞER YENİ YAZILAR