Vebal kimde?

Haberin Devamı

Yurt dışında 2,5 milyon seçmen var. Bu insanların oy kullanamadıkları bir seçim milli iradeyi yansıtabilir mi?

Hayır çünkü böyle eksik bir seçimin meşruiyetini savunmak kolay değildir.

Ama buna rağmen yurt dışındaki vatandaşlarımız önümüzdeki seçimde de oylarını kullanamayacaklar.

En azından bugünün gerçeği bu!

Yine de küçük bir umudun doğduğunu not edelim. Çünkü Yüksek Seçim Kurulu (YSK) bu kararını açıklarken Başbakan Almanya’daki vatandaşlara aksini söylüyordu.

Bu kötü rastlantı bir şimşek doğurdu ve beklendiği gibi Başbakan gürledi:

Kararın yurt dışındaki vatandaşların seçme ve seçilme haklarına atılan bir tokat olduğunu söylerken YSK’ya zehirli oklar gönderdi:

“Ben orada konuşurken YSK karar alıyor. Arkadaş beni böyle sabote mi ediyorsunuz?”

Üslupla ilgili itiraz ayrı, ama Başbakan tepki göstermekte haklıdır.

2,5 milyon seçmeni haklarından mahrum bırakmak, sorumluluk taşıyan herkes için vebaldir.

Ama Başbakan’ın sözünü ettiği tokadı YSK mı atmıştır? YSK’yı sabotaj yapmakla suçlamak doğru mudur?

“İki buçuk milyon vatandaşın seçme hakkı gasbedilemez” diye bağırmak iktidara davacı olma avantajını getirir mi?

Üç sorunun da cevabı HAYIR!..

Çünkü yurt dışındaki seçmenlerle ilgili düzenleme tam üç yıl önce gerçekleştiği halde iktidar seçime üç ay kala uyanmıştır.

Buna rağmen YSK’nın ön çalışmaları yaptığı fakat, dışarıdaki yurttaşların bu seçimde de oy kullanmalarına olanak bulunmadığını saptadığını görüyoruz.

Çünkü YSK’nın yaptığı tespitler “imkânsız”ın gerekçelerini oluşturuyor.

Mesela oy verme süresi 38 gün olsa yalnız Almanya’da günde 52 bin seçmene güvenle oy kullanmalarına yetecek altyapı gerekiyor. 13 temsilcilikle bu hizmet verilemez.

Bu tarihten sonra yurt dışı seçmen kütüğü oluşturmak da mümkün görülmüyor. Çünkü 2,5 milyon seçmenin 2 milyonuna ait adres bilgisine devlet sahip değil.

Seçim suçlarına, mükerrer oy kullanmaya karşı yasal önlemler de hazır değil.

Başbakan’ın haklılığı, bu kadar çok seçmenin oyunu kullanamaması sorumluluğunu içine sindirememesidir.

Ama bundan ötürü alacağı yok. Çünkü hazırlıkların gecikmesinin sorumluluğu iktidarın omuzlarındadır.

Aynı rezaleti altı ay önceki referandumda yaşadık. Ders olmadı.

YSK açıklamasının Başbakan’ı yalanlayan bir zamanlama hatası doğurması bakarsınız bu defa şansımız olur.

12 Haziran’ı değilse bile sonraki seçimleri kurtarırız!

Dikkatli konuşun!

Terör örgütü, dereyi geçerken üstüne bindiği kurbağaya zehirli iğnesini batıran akrep gibidir.

Öleceğini bilir ama bunu yapmadan da duramaz. Akreptir çünkü!

PKK ateşkese son verecek. Seçim ortamını ateşe verme şantajı ile ne koparabileceğini hesaplıyor.

Hani İmralı’da “devlet”le görüşmeler sürüyordu?

Öcalan bu avantajı bile riske sokmayı göze aldıysa ne uğruna?

“Acaba Öcalan’ı ev hapsine çıkarmayı kabul ettirebilir miyiz?”

Siyasetçiler “Asla böyle bir şey olmaz” diyemiyorlar.

“Mevzuat” diyorlar, “infial yaratır” diyorlar.

Önce halkın ikna edilmesi gerektiğini söyleyenler ateşle oynuyorlar.

Terörün işi zaten silâhlı propaganda.

Halkı ikna etmek gerektiğini savunmak, teröriste umut vermek, teröre davetiye çıkarmaktır!

DİĞER YENİ YAZILAR