Vazgeçmeyin!

Haberin Devamı

Terörle savaşa taraf olmanın her şeyden önce ahlâki bir mecburiyet olduğunu dün tekrar öğrendik.

Hakkâri’de yolcularının üçü 6 aylık, 2 ve 3 yaşında bebekler olan bir minibüs uzaktan kumandalı mayınla havaya uçuruldu, dokuz günahsız vatandaş öldü.

Bu katliama canavar bir ruh bile bahane bulamaz. Saldırı, terörü üreten alçaklığın hiçbir insani değere bağlı olmadığını kanıtlıyor.

Olaydan sonra pusu yerine çok yakın şüpheli bir çanta bulundu. İçinden 2 mayın ile bir roketatar mermisi çıktı.

Kayıplarının acısı içinde çılgına dönen köylüler, olayın JİTEM tarafından tertiplendiğini iddia ederek tepki gösterdiler.

BDP Genel Başkanı Demirtaş da Ankara’da köylülerin şüphesini sahiplenen bir değerlendirme yaptı. PKK’yı temize çıkaran bu değerlendirme şöyleydi:

“Saat 14’te iki bakanla (Çiçek ve Ergin) görüşmemiz vardı. Provokatif eylemlerin önüne geçmek için buluşmayı son ana kadar netleştirmedik. Sadece telefonlarımızı dinleyenler haberdar olmuştur. ‘İyi çocuklar’ sahneye çıkmış, hükümet bu provokasyona teslim olmuştur.”

Demirtaş Ergenekon’u işaret ederken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, saldırganın PKK olduğunu belirten şu ifadeyi kullandı:

“Vatandaşı örgüte karşı sahipsiz bırakmayacağız!”

Tertip mi, tesadüf mü?

BDP Genel Başkanı Demirtaş, dünkü saldırının daha önce örnekleri görülmüş sabotajlardan biri olduğunu iddia ediyor.

İma ettiği olayların biri 27 Mayıs 2009 tarihinde Hakkâri Çukurca’da 7 askerin şehit edilmesiyle ilgili mayın patlamasıdır.

Başbakan DTP yöneticilerine 29 Mayıs için randevu vermişti ama infial yaratan o terör saldırısı nedeniyle görüşme iptal edildi.

İkinci olay da şu: Taş atan çocukları kurtaracak olan düzenleme meclis gündemine girmek üzereydi ve Anayasa Mahkemesi DTP’yle ilgili kapatma davasını 8 Aralık 2009’da görüşmeye başlayacaktı.

7 Aralık’ta ülke Tokat Reşadiye’deki kalleşlikle sarsıldı. 7 askerimiz şehit edilmişti. Taş atan çocuklarla ilgili tasarı kaldı, yüksek mahkeme iki gün sonra DTP’yi kapattı!

Demokratik Toplum Kongresi heyetini bugün Cumhurbaşkanı, Başbakan ve CHP liderinin kabul etmesi bekleniyordu.

Demirtaş’a hak verecek olursak, dünkü saldırı, kendisinin iki bakanla yapacağı görüşmeyi ve bugünkü kabulleri sabote etmek amacıyla düzenlenmiştir.

Bu tezler ve dünkü provokasyonu Jitem’in yaptığı iddiası gerçek olabilir mi?

Vazgeçmek ödül olur

Terör ortamının akıl almazlığı konusundaki düşüncemi biliyorsunuz:

Terör öylesine karmaşık, acımasız ve ahlâksız bir melânet hengâmesidir ki, orada en akla yakın ihtimal ile en akla zarar şüphe gerçeğe aynı uzaklıktadır.

O nedenle Demirtaş’a “Olay yerine iki mayınla bir roketatar mermisi terk eden şaşkınların kimliğini ve niyetini bu kadar çabuk nasıl ve kimden öğrendiniz?” diye sormanın bir yararı olmayacaktır.

Ama barış arayan çabaları sabote etmeyi başaran kanlı tahrik eylemlerinden zarar görmeye son verecek tedbirin ne olabileceğini, dünya tecrübelerine bakarak söyleyebiliriz.

Çözüme yönelik çabaları böyle alçakça sabotajlar asla durdurmamalıdır.

Terör ortamında barış aramak da cesaret istiyor çünkü.

Dünkü katliam yüzünden Kürt siyasetçilerin Cumhurbaşkanı, Başbakan ve CHP lideri ile bugün yapılması planlanmış toplantıları iptal edilmemelidir.

İptal, halk düşmanlarına teşvik olur ödül olur. Artık olmamalı!

DİĞER YENİ YAZILAR