Avrupa Birliği yolundaki engellerin kalkmaya ve ekonominin canlanmaya başladığı bir dönemdeyiz. Bu durum Türkiye'nin esenliğini düşünen herkese, her kuruma sorumluluk yüklüyor. Sorumluluğun sınırlarını da demokrasinin kuralları ve yasalar çiziyor. Vatanseverlik, bu sınırlan çiğnemenin bahanesi olamaz. Franko sonrası rejime uyum zorluklarının çekildiği dönemde İspanya Kralı Juan Carlos, orduya hitaben yaptığı tarihi konuşmada (6 Ocak 1984) şöyle demişti: "Vatanseverlik, vatanın münhasıran kimsenin mülkü olmadığını ve müdafaasının bütün ispanyollar tarafından paylaşılması lâzım geldiğini kabul etmektir. Vatanseverlik aynı zamanda, vatandaşlarımızın hür ve meşru bir şekilde ifade ettikleri iradelerini kabul etmesini bilmek ve bir azınlığın, geri kalanlara vatanın iyiliği hakkındaki kendi fikirlerini zorla kabul ettirmekten vazgeçmektir."
AB yoluna taş..
Türkiye'de bugün, İspanya'nın yirmi yıl önceki hastalıklarıyla malûl değil. "Millet hakimiyetinin silâhlı kolu olan Silâhlı Kuvvetler" demokrasinin kurallarına ve yasalara itaat içindedir. Atatürk'ün gösterdiği "muasır medeniyet seviyesine ulaşma" hedefi AB üyeliği ile gerçekleşecektir. Bu projeyi başarısızlığa uğratmanın en kestirme yolu, askerin siyasete müdahale ettiği ve hükümetten bağımsız bir iktidar odağı olduğu konusunda bir inanç ve görüntü yaratmaktır. Son zamanlarda ısrarla bu kötülük yapılıyor. Genelkurmay Başkanı, defalarca yalanladığı halde ordunun içinde iktidara karşı farklı görüşe sahip gruplar bulunduğu iddiaları, kaynağı meçhul haberlerle iç ve dış basında yer almaya devam ediyor.
Genç subaylar..
Bu söylentiler Türkiye'nin AB ufkunu kapatırken TSK'ya da zarar veriyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök yarın basına bir açıklama yapacak. Eminim "genç subayların AKP'den tedirgin" olduğuna ilişkin haberlerin büyük bir yalan olduğunu söyleyecek. Vehim üretmenin bir başka amacı ülkenin esenliğine hizmet eden özgür tartışma ortamına zarar vermekse bu da başarılıyor. Çünkü ordu içinde var olduğu iddia edilen unsurları kışkırtma korkusu ve AB içindeki Türkiye karşıtlarına koz verme endişesi, iktidarın hatalı icraatlarını eleştirmek isteyenlerin elini ve dilini bağlıyor. Demokrasinin özgürlük, ama özgürlüğün de sorumluluk olduğunu herkesin, her zamandan daha iyi anlaması lâzım. Çünkü Türkiye sırat köprüsünden geçiyor.
Vatanseverlik
Avrupa Birliği yolundaki engellerin kalkmaya ve ekonominin canlanmaya başladığı bir dönemdeyiz. Bu durum Türkiye'nin esenliğini düşünen herkese, her kuruma sorumluluk yüklüyor
Haberin Devamı

