Van’ı dinleyelim

Haberin Devamı

Mağduriyet, AKP’nin seçimlerde işlettiği altın madenine benziyor.

Ama aşırıya kaçmak, geri tepen silâh etkisi yapıyor. Çünkü...

1. Dokuz yılına ulaşan bir iktidarın mağduriyet bahaneleri inandırıcı olmuyor.

2. AKP alıştığı avantajı zorlayarak sürdürmeye çalıştıkça kendisi mağdurlar yaratmaya başlıyor. İşte Demirel...

Başbakan Erdoğan’ın eski Cumhurbaşkanı Demirel’i ısrarla mindere çekmeye uğraşması karşısında büyük bir husumet cephesi bulunduğuna halkı inandırma arayışıdır.

Demirel’in polemiğe girmekten uzak durma çabası işe yaramamıştır. Başbakan Erdoğan kendisini “oturduğu yerde meydan meydan gezdirmeye devam” ediyor.

Büyük bir çoğunluk, Başbakan’ın her dediğini, her yaptığını onaylıyor. Ama şu sözlerle Demirel’e yönelttiği paylayıcı tutum aynı şekilde destek görmüş olabilir mi:

“Hâlâ rahat durmuyorsun; 87 yaşında hâlâ ortalığı karıştırıyorsun!”

Demirel seçim sürecinde tarafsız kimliğinden soyunma yanlışına düşmüş olmakla suçlanamaz.

Yaptığı şey sadece, takdir ve şükran hisleri beslediği Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın milletvekili adayı yapılmasını övmektir.

Eski Cumhurbaşkanı “Beni yıpratıp da ne elde edeceksiniz?” diye soruyor.

Bir zamanlar yüzde 53 oy almış bir partinin lideri olduğunu hatırlatması acaba “ikbale kanma, senin gibi biri ilerde senin karşına da çıkabilir” uyarısı mıdır?

Bunu bilmiyoruz ama bu haksız sataşmadan faydalı bir nasihatin çıktığını söyleyebiliriz.

Çünkü Muharrem Sarıkaya’ya konuşan Demirel yakışanı yapmış, Güneydoğu’daki gelişmeleri endişe ile izlediğini belirterek Başbakan’a doğruyu göstermiştir:

“Esas Türkiye’nin meselesi orada...

O sorunu nasıl çözeceğini anlatmalı.”

Başbakan’ın Siirt konuşmasını dinleyenler mesajın alınmış olduğunu düşünebilirler. Çünkü Başbakan dün “Kürt sorunuyla PKK terör örgütünü lütfen birbirine karıştırmayalım” diyerek geçen ay sarfettiği “Kürt sorunu bitmiştir” sözünün içini doldurmaya çalıştı.

Tabii ki Kürt açılımının uyandırdığı beklentilerin çok gerisine düşen bir hedefi işaret ediyor Başbakan’ın sözleri. Ama herhalde bugünkü Van mitinginde çözümler konusunda daha aydınlatıcı olacaktır.

Başbakan’ın terör şantajına boyun eğmeyeceği konusunda dün sarfettiği sözler, mağduriyet sömürüsü ile zaman kazanma ve Kürt sorununu sürüncemede bırakma siyasetinin sona yaklaştığına işaret sayılabilir.

Keenlemyekün

Başbakan’ın şu dedikleri, dönemin ruhunu sembolize eden sözler olarak tarihe geçecektir:

“Bir ülkenin Başbakanı, Çanakkale’de anma törenine gider de bir Korgeneral orada ayağa kalkmaz mı? Kalkması gerekir.

Kalkmadığı anda da bedelini öder.

O ayrı mesele zaten bedelini de ödedi!”

Erdoğan’ın sözünü ettiği olay 18 Mart 2004 tarihinde Çanakkale Şehitler Abidesi önündeki törendir.

Bahsettiği Korgeneral de, törenin sorumlusu olan Kolordu Komutanı, bugün Balyoz şüphelisi olarak Silivri’de yatan, seçimde MHP milletvekili adayı olan Engin Alan’dır.

Şimdi mesele şu:

Engin Alan’ın Başbakan için ayağa kalkmamak yüzünden ödediği bedel nedir?

Emekliye sevkedilmek mi, Balyoz sanığı olarak tutuklanıp içeri atılmak mı, yoksa ikisi birden mi?

Başbakan aydınlatmalı.

Çünkü Balyoz iddianamesinin hiç yazılmamış, yani eskilerin deyimi ile “keenlemyekün” hükmüne inmesi söz konusudur.

Hukuk ve adalet kavramlarına reva görülmeyecek bir ayıptır!

DİĞER YENİ YAZILAR