Vah benim vekillerim!

Millet Meclisi’ndeki perişanlık manzaraları Başkanlık sisteminin reklâmı oldu bence...

Haberin Devamı

Bir an önce geçelim o sisteme.

Daha doğrusu mevcut sistemden bir an önce kurtulalım!

Çünkü başkanlık sistemine kurallarını bozmadan geçebilirsek hiçbir güç bakanları, milletvekillerini masaların üstünde uyuyarak sabahlara kadar mecliste “devrim muhafızı” gibi davranmaya mecbur edemeyecektir.

Başkanlık sisteminde güçlü meclis vardır. Meclis gücünü, kendini parti liderine değil, seçmenine beğendirmek için çalışan milletvekillerinden alır.

O sistemde halka ihanetin anayasayla çatışmanın “parti şuuru parti disiplini” gibi bahaneleri yoktur.

Meclisin sıra kapaklarına başlarını koyarak uyumaya razı olan milletvekilleri “millet egemenliğinin tecelligâhı” diye yüceltilen TBMM’nin manevi şahsiyetini tahkir suçu işlediklerini görmüyorlar mı?

Saddam modeli

Başbakan “Başkanlık sistemine sıcak” baktığını açıkladı ama anayasa değişikliğinin hedefi bu değil.

Çünkü yürütme ve yasamayı kontrol eden iktidarın buyruğu altına yargıyı da sokmak Başkanlık sisteminin altyapısını inşa etmez, aksine bu sistemin asla istemeyeceği, üstünde yaşayamayacağı şartları getirir.

Dün ben Tayyip Erdoğan’ın yol ve yöntemleriyle Türkiye’ye gelecek başkanlık sisteminin Kuzey Amerika gibi değil Güney Amerika gibi olacağını yazmıştım.

Bir okurum “Hayır, Güney Amerika gibi değil Saddam gibi olur” diye itiraz etti. Ve beni bu konuda iddialaşmaya davet etti.

Meclisten yansıyan görüntüleri hazmetmeye çalışırken gelen bir haber cesaretimi daha da kırdı.

Anayasa’yı değiştirme konusunda Başbakan’ın saplandığı inat gerçekten de Orta Doğu modeli bir başkanlık rejiminin tehlike çanlarını çalmaya başlamıştır.

Tek adam iş başında

Başbakan bugün İtalya’ya gidecekti. Bu ziyaretini, Anayasa değişikliğinin meclis süreci tehlikeye girer korkusuyla erteledi.

Kendine göre doğru bir karardır. Çünkü...

Hiçbir demokraside iktidar meclisteki bütün partilerin muhalefet ettikleri bir anayasa değişikliğini dayatmaz.

Bunu yapsa bile ileride, iktidardan düştükten sonra hesap vereceğinden korktuğu mahkemelerin yargıçlarını seçmeyi kafaya koyduğunu göstermek istemez.

Böyle bir ayıbı göze alsa bu defa işi aceleye getirmek için 18 saat çalıştıracağı ve sıra kapakları üstünde uyumaya razı milletvekilleri bulamaz.

Partide milletvekillerini bu maddi ve manevi zulme razı edecek “tek adam” vardır. Başbakan işin başında durmaya karar vererek en doğrusunu yapmıştır!

Dün CHP lideri Baykal grup toplantısında ortaya koydu ki Başbakan başkanlık sistemi tartışmalarını 17 yıl önce iki nedene bağlamış ve “Ya bir özentinin sonucu ya da Amerikan emperyalizminin bize tavsiyesi” demiş.

Şimdiki ne acaba?

Ampulü yaksa da aydınlansak!

DİĞER YENİ YAZILAR