Uzlaşma şartı

Meclis Başkanı Arınç da partisinin türban korosuna katıldı ve "AİHM'nin kararı bağlayıcı değil" dedi

Haberin Devamı

Meclis Başkanı Arınç da partisinin türban korosuna katıldı ve "AİHM'nin kararı bağlayıcı değil" dedi.

Bülent Arınç yine de Başbakan, Dışişleri Bakanı ve Milli Eğitim Bakanı'ndan daha esnek bir tutum sergiliyor göründü:

"Kamu görevlileri açısından bu sembollerin (türban) takılmaması bir gereklilik olabilir ama..."

Arınç üniversitede dini sembolleri yasaklamakta bir gereklilik olmadığını anlatmaya çalışıyor ve "İsteyen üniversitede okurken türbanını taksın, sonra kamuda çalışmak isterse buna izin verilmesin" demeye getiriyor.

Türkiye'nin türban sorununu ancak böyle bir formülle çözebileceği eskiden de dile getirilirdi ama ilk kez yüksek düzeyde bir parti yetkilisi bu formülün bir uzlaşma zemini olabileceği işaretini veriyor.

Nasıl güveneceğiz?

AKP'den hep şu ses geliyor:
Bizi bağlamaz..
Uzlaşma arayışının ön şartı güvendir. Meclis Başkanı Arınç'ın güncelleştirdiği formülle bir uzlaşma yaratılsa, yani türban yasağı üniversitede kalksa, yann türbanlıların üniversiteyi bitirip kamu görevlerine talip olduklarında başlarındaki dini sembolleri çıkarmak zorunda olduklarını hangi AKP yetkilisi söyleyecek, bugün verdikleri taahhüdü kim hatırlayacak?

"Türban dini sembol değil, ibadettir" diyeceklerdir o zaman.

Tayyip Erdoğan seçimden önce dokunulmazlıkları kaldıracaklarına söz vermişti, ne oldu?

Bu iktidar AB hedefine ve IMF programına bağlı kalarak doğru seçimler yaptı, hem Türkiye, hem kendileri kazandı.

Ama AKP din konularındaki saplantıları yüzünden sürekli güven erozyonu yaşamaktadır. Din sömürüsü artık ayıp olmaktan çıkmış adetâ itibar görmeye başlamıştır.

Rüya değil aynen..

İçki yasağı koyan AKP'li belediyeler çoğalırken şimdi "helâl ürünler" numarası çıktı. TSE'ye din eğitimi görmüş militanlar
doldurmanın kurnazlığını yakında ağzımız açık izleyeceğiz.

Bu iktidar döneminde, tarikat şeyhinden rüyasında aldığı emirleri Başbakan'a yazan bir profesörün mektubu tarihte belki ilk kez resmi evrak olarak devlet kaydına geçmiştir.

Normalde bu mektubu gören memur "Devlet böyle zırvalarla uğraşmaz" deyip çöpe atardı. Ama atmamış.

"Cumhuriyet'in temel değerlerinin yerlerini İslâmi bir yapıya bırakması zamanının geldiğini" söyleyen biri Başbakanlık Müsteşarı yapılmışsa tabii ki atamaz!

AİHM son kararında laikliği, demokratik değerlerin garantörü, özgürlük ve eşitliğin buluşma noktası olarak tarif etmiştir. Birilerinin dinini gösterme özgürlüğünün, bu değerleri ve ilkeleri korumak adına kısıtlanabileceğini kabul etmiştir.

AKP önderleri hâlâ "Bizi bağlamaz" diyor.

Kendini hukukla bağlı saymayan bir iktidar bu çağda kaderimiz olmamalı!

DİĞER YENİ YAZILAR