Referandumun sonucu öylesine açık ki Batı medyası söz birliği etmiş gibi aynı tesbitleri ve benzer uyarıları yaptı.
İlk tesbit şu: Referandumdaki başarısı AKP’nin önümüzdeki seçimlerde üçüncü kez tek başına hükümet olma şansını arttırmıştır.
Uyarı ise... Halkın desteğini alan düzenlemeler, iktidarı yargı organı karşısında daha güçlü hale getirecektir. Yargı bağımsızlığının zayıflaması kutuplaşmayı daha tehlikeli hale getirebilir!
Türk demokrasisi önümüzdeki kısa dönemde ciddi bir sınavdan geçecek.
AKP yargı denetimi nedeniyle geçmişte gerçekleştirmeyi başaramadığı hangi projeleri Anayasa Mahkemesi’nin artık ayak bağı olamayacağına inanarak gündeme getirecektir? Bu bilinmiyor.
Başbakan galibiyeti kutlamadığı konuşmasında “artık daha çoğulcu“ bir anlayışın icraatlarına egemen olacağı işaretini verdi. Dileriz bu sözünü tutar.
Aksi halde talihsizliğimiz Fransız filozof Montesquieu‘nun iki buçuk yüzyıldır doğruluğu hiç şaşmamış kuvvetler ayrılığı ilkesine toslamanın ayıbı ile sınırlı kalmaz.
Mentesquieu’nun “Yargı kuvveti, yasama ve yürütme kuvvetinden ayrılmamışsa hürriyetten asla sözedilemez“ iddiasını şimdiye kadar çürüten bir uygarlık görülmedi.
Yeni yollar bulmak
Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AKP sekiz yıldır girdiği bütün seçimleri kazandı.
Uluslararası haber ajansı Reuters Erdoğan’ın referandum zaferini ilân eder etmez “laiklerin en büyük korkusunun ateşine kömür“ attığını yazdı.
Şu tesbit gerçekçidir: “Laik muhalifler Erdoğan’ın bu sonucun ardından İslâmi bir ajandayı devreye sokacağından korkuyor. İktidar destekçileri ile laikler arasındaki fay hattı daha derinleşebilir. Uzlaşı ruhu Türk demokrasisinde eksik görülüyor.”
Konuşmayan demokrasi olamaz. Uzlaşı ruhunu mutlaka yere indirmemiz gerekiyor.
Kavga ve gerilim siyaseti, son tecrübemizle tekrar sabit oldu ki gündemi sorunlu bebeklere hamile bırakıyor.
Üstüne üstlük bu kısır takıntı, iktidarın sandıktan başarı çıkarmasını önlemiyor.
Türk halkı için mutluluğu aramanın maliyetini düşürmek için mutlaka diyalog ve iyiniyet temelinde yeni yollar bulmak zorundayız.
İktidar, laikliğin tehlike altında olduğunu düşünen kesimin endişesine saygı gösterip onları rahatlatacak adımlar atar mı?
Yargının iktidar boyunduruğu altına girdiği konusunda bir görüntünün doğmaması için, referandumla aldığı yetkiyi özenle değerlendirmenin fedakarlığını acaba gösterir mi?
Büyük parti olmak
Bunu bilmiyoruz. Ama iyi iktidar için iyi muhalefete ihtiyaç bulunduğunu biliyoruz.
Erdoğan’ın başarısına büyüteç tutacak olan araştırma dizimiz yalnız onu ve partisini değerlendirmeyecek, eksiklerini görmekte zorluğu olan muhalefete de değerli ipuçları verecektir.
CHP bu araştırmanın bulgularında büyük ihtimalle kendi eksiklerini ve varsa yanlışlarını keşfedebilecektir.
Türkiye’de sistem iki büyük, iki küçük partiye doğru gidiyor. AKP beklendiği gibi küçülmediğine göre CHP’nin hızla büyümesi veya büyüdüğünü göstermesi gerekiyor.
Kılıçdaroğlu bu misyonu taşıma yeteneğini kanıtlamıştır. Ama eleştirmek, halkın sıkıntılarını iyi seslendirmek yetmiyor.
Büyük partinin büyük hedefleri, heyecan verecek projeleri olması gerekiyor.
Unutmayalım; Ecevit CHP’yi yüzde 40’ın üstüne “Toprak işleyenin, su kullananın“ diyerek çıkardı.
Bugün başladığımız dizinin yeni fikirlere ve siyaset dünyamızın özlemini duyduğu uygar ilişkilere ilham vermesini diliyoruz.
Uzlaşı ruhu lâzım
Haberin Devamı

