Günlerdir tartışıyoruz: İki resmi dil, ayrı bayrak özsavunma, Kürtçe eğitim, ayrı meclis...
Demokratik Toplum Kongresi’nin Özerk Kürdistan projesi kapsamında öne sürdüğü talepler için herkes bir şeyler söyledi; sadece Başbakan konuşmuyor. Niye?
İçişleri Bakanı Atalay “Biz bu konularda acele açıklamalar yapma yanlısı değiliz” dedi ama kimseyi inandıramaz.
Silivri’deki davalar, ilhamı vukuundan önce AKP hükmi şahsiyetinde doğmuş, delilleri daha sonra baskınlarda toplanmış, imzasız ihbar mektupları ve gizli tanık ifadeleri ile tamamlanmış iddianamelere dayanmıyor mu?
Üstünde “Kürt Açılımı” yazan boş dosya bir yıldan beri terör şantajıyla her şeyi alacaklarını hayal eden ayrılıkçı güçler tarafından doldurulmuştur.
Öylesine uçmuştur ki bunu yapanlar AKP önderlerinin adeta dili tutulmuştur.
CHP de merak etti
İlk tepkiyi neden sonra AKP’li Meclis Başkanı Şahin vermiş ve “başka meclis peşinde koşanların sonuçlarına katlanacakları” uyarısında bulunmuştur. Günler sonra Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, Kürt taleplerinin demokrasiye sabotaj ve suikast teşebbüsü olduğunu söylemiştir.
Kürt açılımını yöneten İçişleri Bakanı Atalay hükümet adına iki gün önce görüş açıkladı.
Tek devlet, tek bayrak, tek resmi dilin Türkiye’nin tartışmaya açık konuları olmadığını öne sürdü.
Topluma mal olalı bir hafta oldu ama Başbakan’dan Demokratik Özerklik Projesi adı verilen bölücü plana yönelik tek bir değerlendirmesi duyulmadı.
CHP lideri Kılıçdaroğlu, bu sessizliğe anlam veremediklerini söyledi dün.
“Başbakan’ın sessiz kalması acaba perde arkasında yapılan görüşmelerin bir sonucu mudur?” diye sordu.
CHP lideri konuşmaya mecbur etmek için Başbakan’ı tahrik ediyor olmalı.
Ama ima etmeye çalıştığı şey inanılır gibi değil. Erdoğan’ın konuşup konuşmamasını İmralı mahkûmu ile devlet arasında sürdüğü söylenen görüşmelerde pazarlık konusu yapmayacağını herkes tahmin edebilir.
Rezalette son perde
Afallayan yandaşların şimdi seçimlere altı ay kalmışken seçmen kitlesini tedirgin edecek çıkışlar yapmaktan sakınması için BDP Genel Başkanı Demirtaş’a “çeneni tut“ öğütleri verdiklerini görünce akla şu geliyor:
Habur’da başlayan rezaletin son perdesi iktidar önderlerini korkutmuştur.
Başbakan’ın suskunluğu tartışmayı soğutmak amaçlıdır.
Aksi halde AKP oy kaybına uğrayacaktır. Seçmenin bu konulardaki hassasiyeti beklenmedik sonuçlar doğurabilir çünkü.
Halk “Ayrılıkçılar bu cüreti nereden alıyor?” diye sorunca cevabı bulmakta hiç zorluk çekmiyor.
O nedenle AKP iktidarı için çıkar yol kendini savunmak değildir.
Uyutmak, unutturmaktır.
Önümüzdeki günlerde aklımızı alt üst edecek bomba haberlerle uyanabilir, yeni darbeci örgütlerin kitlesel gözaltıları ile hayretlere düşebiliriz!
Uyusun millet!
Haberin Devamı

