Uygun seçim

Abdullah Gül’ü şimdiden Türkiye’nin 11’inci Cumhurbaşkanı olmuş sayabilir miyiz? Bence evet..

Haberin Devamı

Abdullah Gül’ü şimdiden Türkiye’nin 11’inci Cumhurbaşkanı olmuş sayabilir miyiz? Bence evet..
Bundan sonraki oylamalar da, Anayasayı farklı yorumlamaktan üreyen engellerin aşılması da formalitelerin tamamlanması olacaktır.
Tek seçici dün işi bitirmiştir!
Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turu için en az 367 üyenin hazır bulunması üstüne kurulu engelleme çabalarını, genel seçimin takvimini etkileyeceği, atmosferini zehirleyeceği ve halkın oyuna duygusal etkilerle yön değiştirteceği için sakıncalı buluyoruz.
Siyaset hiç değilse bu aşamada olmadık bir kriz üretme günahına batmamalıdır.
Evet, bu süreçte demokrasi adına utanç verici birçok olay yaşadık.
Rejim bu seçimden güzel gelenekler kazanarak çıkıyor değildir ama toplumdaki kutuplaşmanın keskinliğine baktığımız zaman “badire”nin ucuz atlatıldığını söylemek de mümkündür.
Türkiye bu tecrübeden yararlı bir ders çıkarma kabiliyetine sahipse, bundan sonraki cumhurbaşkanlarımız iki turlu sistemle doğrudan halk tarafından seçilecektir.
Çünkü demokratik rejimin toplumsal uzlaşma amacında keşfettiği daha doğal, daha pratik bir formül yoktur.

Kaybeden yok gibi
Siyaset mümkün olanı yapma sanatıdır. Bütün taraflar ellerinden geleni yaptılar.
AKP’nin lideri başta, kendinden öncekiler gibi önüne geldiğini sandığı fırsatı değerlendirmek ve Çankaya’ya çıkmak istedi.
Ama dinci siyasetin simgesi olarak hedef alınmış, ülkedeki bütün Atatürkçü güçlerin neredeyse tek hedefi durumuna getirilmişti.
Bu hücumlara kendini bilinçli olarak paratoner yaptığını şimdi daha iyi anlıyoruz.
Onun “önü kesilmesi gereken tek hedef” durumuna gelmesi, başka imkânların önünü açmıştır.
İşte sonuçta Erdoğan benzersiz bir feragatin temsilcisi olarak cumhurbaşkanı olma imkânını geri çevirmiş, CHP ve cumhuriyetçi güçler, kendilerini bu mücadelenin galibi saymışlardır.
Peki “İkinci Adam”ı Çankaya’ya çıkarmayı kabul etmesi AKP’nin yenilgisi midir?.
Hayır, çünkü Tayyip Erdoğan niçin çıkacaksa Gül de Çankaya’ya aynı davanın insanı olarak çıkacaktır.
Türbanlı bir “first lady”nin cumhuriyetçiler üzerinde yaratacağı yenilmişlik duygusu, iktidarın bu alandaki zorlamalarına bağlı olarak gelecek dönemin gerginliklerine de damgasını vuracaktır.

İsterse yapabilir
Üç aday vardı, Gül bizce en uygunu idi.
Abdullah Gül’ün Tayyip Erdoğan’dan bile daha sıkı Milli Görüşçü olduğunu söyleyenler vardır ama Cumhurbaşkanlığı bir siyasetçi için olağan dışı bir başlangıçtır.
Gül, Dışişleri Bakanlığı’ndaki AB performansı ile değişim yeteneğini göstermiştir. Tayyip Erdoğan’a rağmen 1 Mart tezkeresine karşı durarak da “kapı kulu” karakterine uygun biri olmadığını kanıtlamıştır.
Cumhurbaşkanlığı bir siyasetçi için ulaşılabilecek en onurlu zirve noktasıdır.
Abdullah Gül de orada vatan, millet sevgisi ve sorumluluk duygusu ile kendini eminiz yeniden inşa edecek, bu onura lâyık olmak ve tarihe iyi bir isim bırakmak isteyecektir.
Doğal olan budur. Her başlangıca verilen krediyi Gül’ün de kullanmaya hakkı var.
Yeminine bağlı kaldığı, siyasetler karşısında tarafsız, laik cumhuriyetten yana taraf olmayı başardığı sürece desteğimiz yanında olacaktır.
Ama daha önce 367 engelini aşacak uzlaşmaları sağlama mecburiyeti var.
Kader karşısına bir sınav çıkardı.

DİĞER YENİ YAZILAR