Uygulanmaması kurtarır mı?

Haberin Devamı

Gülen cemaati ile iktidardaki parti “düşman kardeşler”i oynuyor.

Nasıl bir rekabet bu?

İki siyasi gücün birleşik hareket etmesi mecburiyettir.

Hele bu “siyasal İslâm koalisyonu” sayesinde elde edilen seçim başarılarını yaşadıktan sonra...

Fethullah Gülen okulları üstünde süren kapatılma tartışmaları siyaset ortamını sıkıntıya sokmuştur.

2004 yılı ağustos ayında toplanan MGK’nın Fethullah Gülen’e karşı eylem planı hazırlaması için hükümete tavsiyede bulunması, iktidar partisi üstünde olumsuz duygular uyandırmıştır.

Çünkü olay, önemli bir kesimde AKP’nin iktidar yetkisini Gülen cemaatine karşı kötüye kullanması biçiminde değerlendirilmiştir.

Çünkü MGK’nın önerdiği tedbirler şüphe götürmeyecek açıklıkta “Gülen’i bitirme” niyetinin eylem planı gibi durmaktadır.

Ortaya konulan MGK belgesi, imzaların gerçekliği üstünde şüphe uyandırmaya imkân vermiyor. O nedenle AKP sözcüleri, hedef oldukları eleştirileri “MGK’dan gelen tavsiye kararlarının hiçbirine uyulmadı” savunması ile göğüslemeye çalıştılar.

Yani daha açık anlatımı ile “MGK toplantısında onayladığımız kararları dışarı çıkınca uygulamaktan vazgeçtik” demişlerdir.

Başbakan’ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan, “Gülen’i bitirme kararı”nı hükümetin yok hükmünde saydığını belirtmiştir. 25 Ağustos 2004 tarihli MGK kararının içerdiği suç ve ceza, belgeyi “yok hükmünde” işlemine tabi tutan bir çıkış arıyor.

Belgede imzaları bulunan iktidar temsilcileri “Hiçbir icraat yapmadık” diyor.

Peki Balyoz’dan hüküm giyenler bir şey mi yaptı?

Onların neden içerde olduklarını açıklamak her geçen gün daha zor olacaktır.

Hukukun üstünlüğünü kabul eden toplumlarda, yeni bulunan bir delil, yargılamanın tekrar yapılması yolunu açabilir.

481 sayılı MGK kararı, aranan kandır.. Ve bulunmuştur!

Bakan sıfatıyla yerel seçime..

Yüksek Seçim Kurulu dün tartışmaya elverişli bir karar aldı.

Kurul Başkanı Sadi Güven, yerel seçimde adaylığını koyan bakanların görevlerinden istifa etmelerine gerek bulunmadığına karar verdiklerini açıkladı.

Başkan Güven bu kararın oybirliği ile oluştuğunu söyledi.

Kararın oybirliği ile çıkması derhal “baş üstüne” denmesini gerektirmez.

Seçim bir yarıştır ve yarış adaletli olmalıdır. Bir bakanla sade vatandaşın yarışı adil olamaz.

Korumasından taşımasına kadar bakan her adımda fark atacaktır rakibine. Yalnız bakan sıfatını kullanmakla yetinse bile yarışa önde başlayacaktır.

“Bir bakan böyle avantajlara tamah etmez” derseniz...

O bakanı söyleyin, başımızın üstünde taşıyalım!

DİĞER YENİ YAZILAR