Türkiye’de devletin tepe kadroları köklü, ideolojik bir değişim geçirdi.
Yargı ve Silâhlı Kuvvetler, direnen son kalelerdir.
Onlar da bildiğiniz gibi uzun zamandır kuşatma ve yoğun ateş altındalar.
Siyaset gündeminin büyük ölçüde anayasa değişikliklerine ve içeriği belirsiz açılımlara kilitlenmek istenmesi bundandır.
Bütün kamuoyu araştırmaları, halkın bir numaralı sorununun işsizlik ve yoksulluk olduğunu ortaya koyuyor.
Peki bu sorunu, AKP çoğunluğunun mecliste seçeceği hakimlerle oy dengesini istediği yönde değiştireceği Anayasa Mahkemesi ve sürekli hakaretamiz suçlamalarla bunaltılan ve güven duygusunu kayben bir ordu mu çözecektir?
Devlet ve millet düşmanları ülkenin bağımsızlığı ve özgürlüğü için vazgeçilmez olan TSK’ya her gün en akıl almaz iftiralarla komplolar kuruyorlar.
Cumhuriyet tarihimizin hiç bir döneminde toplum bu yoğunluk ve insafsızlıkta bir fitne fesat kasırgası altında yaşamamıştır.
Böyle dönemlerde ihtiyaç duyulan ilk şey, milleti ortak bilinçle bütünleştirecek güçlü bir hükümet, güçlü bir liderliktir.
Kâğıt üstünde iki sigortaya da sahibiz. Güçlü bir iktidar ve gücünü kabul ettirmiş lider vardır ama...
Mağdurluk sömürüsü
Talihsizlik şu ki, belli odakların yarattıkları zararlardan iktidarın kendine siyasi menfaat çıkarma hesabı güttüğü hissediliyor.
Bu yüzden de devlet ve toplum, en çok ihtiyacını duyduğu dönemde bu güvenceden mahrum kalıyor.
Siyasi gerginliğin iç karartan atmosferi sadece devlete ve millete tuzak kuran şer odaklarının hevesini arttırıyor. Kötüye gidişin durdurulması, mağdurluk istismarından siyasi rant üretme alışkanlığına iktidarın artık bir son vermesi ve kurumlara sahip çıkması ile mümkündür.
Oysa AKP iktidarı gücünü her fırsatta yargıyı kötülemek yolunda kullanırken TSK’yı en azından kurum olarak savunup kollamak için kullanmamaktadır.
Oysa iktidar sorumluluğu tam tersine davranmayı gerektiriyor.
AKP bunu ne zaman yapacak?
Kimse iktidardan suç işleyen askeri personeli korusun, adaletten kaçırsın istemiyor. Ama “Taarruz ederken Allah Allah diyen bir ordu hiç camiye bomba koyar mı?” tepkisini Genelkurmay Başkanı’ndan önce Başbakan’ın göstermesi daha yakışık almaz mıydı?
Daha ilerisi uçurum
Dün Yargıtay Başkanı Gerçeker “Siyasi gerginlik tüm kurumları etkiliyor. Kutuplaşma var” dedi.
Genelkurmay Başkanı Başbuğ da Haber Türk’e verdiği mülâkatta “Askerin morali sadece benim sorunum değildir. Morali bozuk bir ordu ülkenin sorunudur” dedi. Ve Deniz Kuvvetleri eski ve yeni komutanlarına suikast iddialarına hedef olan, subay intiharları ile gündemden düşmeyen Deniz Kuvvetleri’nin kalbi Gölcük’e gitti.
İzmir’de yaşanan son intihar, Albay Berk Erden’in teslim olduğu elim çaresizlik, TSK’ya yönelmiş alçaklığın sınır tanımazlığını kanıtlıyor.
Uzak yakın tüm sorumlular, bu intiharı hazırlayan iftira düzeneğinin faillerini en kısa zamanda ortaya çıkarmak için ellerinden geleni yapmalı, iktidar da bunu onlardan gerçekten ama gerçekten istemelidir.
Askerin moraline ve itibarına yönelen saldıranları ve onlara cesaret verenleri halkın onayladığını kimse zannetmesin.
AKP iktidarı frene basmakta ve sahiplenme sorumluluğuna uyanmakta daha fazla gecikmemelidir!
Uyanma vakti
Haberin Devamı

