Can ve mal güvenliğinin bu kadar Allah'tık hale geldiği bir dönem yaşanmadı bu ülkede.
Afların suç ortamını beslemesi, ekonomik krizlerin yoksulluğu derinleştirmesi, zengin-fakir uçurumunun büyümesine ve yolsuzlukların yaygınlaşmasına bağlı olarak saldırganlığın artması devasa bir asayiş sorunu üretti.
Ankara Ticaret Odası'nın raporu, ülkede yılın ilk yarısında 235 bine yakın suç işlendiğini, bunlardan 101 bininin failinin bulunamadığını ortaya koyuyor.
Cana ve mala yönelik suçlarla beraber faili meçhul oranındaki artışın da her yıl tırmanması, tabloyu vahim hale getiriyor.
Ekonominin düzelmesi yeterli olamayacaktır.
Çünkü bu hızdaki nüfus artışı ile ortaya çıkan iş talebini karşılamaya yetecek ekonomik mucizeyi yaratamayız. Üstelik halkına "Allah ne verdiyse çoğalın" diye akıl veren bir başbakanımız var.
AKP bu kafa ile giderse, önümüzdeki seçimde tokat yiyecektir. Tayyip Erdoğan "Ekonomiyi düze soktuk, AB ile müzakere dönemine girdik, yatırımlar ve ümit arttı, peki sandıktan niye hayal kırıklığı çıktı?" diye soracaktır.
Canını, malını güvende hissetmeyen bir halkın psikolojisi, hiç bir iyi şeyi görmeye müsait değildir.
AKP asayişi, siyasi nitelikli bir sorun boyutuna yükseltmiştir. Ve bu sorunun asıl mağdurları, büyük çoğunluğu oluşturan orta sınıf ve yoksul kesimdir. Çünkü üst gelir grupları başlarının çaresine bakıyor.
İşte Türkiye'de özel güvenlik şirketleri 200 bin elemana sahip büyük bir ordu haline gelmişler. İstanbul'da 35 bin polise karşılık 120 bin özel güvenlikçi bulunuyormuş.
Zenginler parasını ödeyip iş yerlerini ve evlerini koruyor ama dar gelirli çoğunluk, hırsızın, gaspçının, eşkıyanın avı oluyor.
Son zamanlarda, yakalanan suçlulara yönelik linç girişimlerini önlemek için polisler havaya ateş etmek zorunda kalıyorlar.
Bu da ayrı bir alarmdır.
Çünkü suç işleyenlerin ancak yansı yakalanıyor, onlar da doğru dürüst ceza görmüyor.
Güvenlik özelleşebilir ama adalet de özelleşirse tam felâket olur!
Bu inat niye?
İmarbank'tan hazine bonosu alanlara Uzanzede filân diyorlar ya, yanlış..
Arkadaşımız Yavuz Semerci'nin TMSF Başkanı ile yaptığı görüşmeden sonra off-shore ve bonodan mevduata dönenlere verdiği müjdeyi okurken buna karar verdim.
Sonunda herkes parasını alacak, ama devletin gözü önünde hazine bonosu alıyorum diye dolandırılan 22 bin vatandaşa zulüm devam edecek.
Bu mağduriyette devlet kurumlarından başka suçlu bulunmadığı apaçık ortaya çıktığı halde bu inat niye acaba?
İmar'dan bono alanlar, bankaya el konulacağına dair işaretler belirdiğinde iki şey yaptılar:
Bir kısmı Uzan'a güvendi, bonoyu bozdurup mevduata geçti. Bir kısmı devlete güvenip bonoda kaldı.
Ve bu iktidar devlete güvenenlere iki yılı aşkın süredir eza, cefa ediyor.
Yavuz Semerci, Uzan varlıklarının satışından sonra bu operasyonda devlet zararı oluşmadığını yazdı. Demek oluyor ki mağdur yaratmanın kabul edilebilir bir gerekçesi de kalmamıştır.
O zaman bu 22 bin aile Uzanzede değil AKP'zededir!
Uyanın artık!
Can ve mal güvenliğinin bu kadar Allah'tık hale geldiği bir dönem yaşanmadı bu ülkede
Haberin Devamı

