Halkı birleştiren ortak heyecanların potası etik tanımayan siyasetçiler için her zaman kötüye kullanılmıştır...
Bir çok yanlış ve haksız iş kolayca eriyor çünkü o potada.
Cumhurbaşkanı Gül’ün üniversitedeki türban yasağını kaldırmak amacıyla gerçekleştirilen anayasa değişikliğini tam da Mehmetçik’in Kuzey Irak’taki PKK kamplarına harekât düzenlediği gün onaylaması;
Kendisinin bile tam olarak içine sindiremediği anlaşılan değişikliği, milletin kalbini ve aklını Kuzey Irak dağlarındaki evlâtlarına tevcih ettiği bir anı “ucuz kurtulma” hesabı yaparak seçtiği şüphesini davet etmesi, halkta arkadan hançerlenme etkisi yapmıştır.
Türk Milleti, duygusallığın karambolunda iken yalnız Çankaya’daki 1 numaradan değil onu seçen milletvekillerinden de gol yedi.
Milletvekillerini millet seçmiyor, liderler seçiyor. Milletin yaptığı sadece onaylama işlemidir.
Öyle olmasa, milletvekilleri dar bölgede teker teker halk tarafından seçiliyor olsa bu karambolların hiç biri yaşanmaz ya, neyse...
İkinci gol, Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı’na yapılan “faul”lü bir eylemle atıldı.
Vekiller bunun için 2,5 aydır pusuda bekliyorlardı. Batı’nın ahlâksızlığını aldığımızdan şikâyet eden Başbakan, memura yüzde 2 zam verirken milletvekili maaşını yüzde 14 artışla 12 bin YTL’nin üstüne çıkaran adamlarına ne diyecek bakalım?
Onların ahlâkını, arka sayfa güzellerine bakıp bakmadıklarına göre mi sınayacak halâ?!
Alt komisyondaki marifet bununla bitmiyor.
Yeni dönemde asgari ücretliler bile aldıkları tedavi hizmetine katkı payı ödeyecek. Ama o rezalet metin meclisten geçirilecek olursa milletvekilleri ile anne ve babalarının, eş ve çocuklarının parasını meclis, yani biz ödeyeceğiz!
Rejim için hayati önem taşıyan bir yasayı onaylamak için Cumhurbaşkanı zamanlama kollarsa, milletvekilleri de pusuya yatmaktan hicap duymaz.
İmam-cemaat etkileşmesi bu...
Görevimiz, ülkede karmaşa doğmasına mümkün olduğu kadar izin vermemek olmalıdır.
Bunu başaramadığımız dönemlerde ise daima uyanık durmak.
Çünkü zaaf fena halde sömürülüyor. Neden?
Bizim siyaset dünyamızda ahlâk bir yaşam biçimi değil daha çok lâk lâk konusudur!
Gül çoğulcu mu yoksa...
Cumhurbaşkanı Gül’ün onayı ile türban yasağı kalkmış oldu mu?
Hayır... Türkiye’nin tanınmış anayasa hukuku hocaları, 42’nci madde değişikliğinin öngördüğü yasa çıkmadığı sürece üniversitelerdeki türban yasağının ortadan kalkmayacağını söylüyorlar.
Peki o yasa çıkarılırsa iş bitecek mi?
Cumhurbaşkanı Gül’ün onay eşliğinde yaptığı açıklamadan anlaşıldığına göre kendisi bile bundan emin değil.
O halde asker dağda, anneler diken üstünde iken o onayı vererek fırsatçı duruma düşmenin riskini niye göze aldı?
Belli ki yasanın mecliste 411 oy almış olmasına sığınmış...
Peki arkasındaki oy rakamı, bir yasanın hukuka uygunluğunun ölçüsü sayılabilir mi? Dün bunu Prof. Teziç’e sordum.
“Oybirliği ile dahi kabul edilmiş olsa yasama işlemleri Anayasa yargılamasının denetimine girer. Sayısal güce dayanmak sadece çoğulcu ile çoğunlukçu arasındaki farkı ortaya koyar. O kadar” dedi.
Anlayacağınız, çoğulcu değil çoğunlukçu bir Cumhurbaşkanı’mız var!

