Başbakan, Yeni Zelanda'da incinen bir deniz kaplumbağasından bile anında haberdar olduğumuz bir dünyada yaşadığını unutmamalı.
Gerçeklere takla attırmaktan ve bunlara halkın inanmasını istemekten vazgeçmeli.
Ayıp olması bir yana gülünç oluyor!
Dünkü grup konuşmasında şöyle diyordu:
"AB katılım sürecimiz ilk günkü kararlılık ve hızıyla devam ediyor. Bundan kimsenin endişesi olmasın. AB hedefimiz geçici bir heves değildir. Cumhuriyetimizin kuruluş ideallerine uygun olarak milletimizin her bir ferdini en ileri hayat standartlarına kavuşturma hedefidir. Bunu böyle bilelim!"
Baş üstüne devletlûm!..
Başbakan hep bu itaati bekliyor.
Kullan olarak gördüğü milletvekillerinden itiraz edenleri "bostancıbaşı" görevi yapan disiplin kurulları eliyle hallediyor ama farkında değil kendi hayat damarlarını kesiyor.
Bu takıntı sorunları çözmüyor, tersine karıştırarak büyütüyor.
Askıya alma tehdidi
AB konusundaki sözleri ile keramet buyurmamış, gerçeği gizlemek amacıyla beyhude bir çaba harcamıştır. Çünkü kamuoyu gerçeği yine de öğrenmiştir. Bazı konularda Başbakanın dediklerine güvenmemek gerektiğine dair tecrübe ile birlikte..
12 Haziran'da Lüksemburg'da AB Ortaklık Konseyi toplanacak ve Türkiye, fiili müzakereye hazır ilk başlık olan "Bilim ve Araştırma"nın müzakeresine başlayacak.
İtibarlı Financial Times Gazetesi dün bu toplantı sonunda yayınlanacak bildirgenin taslak metnini açıkladı.
Başbakan'in dediklerini yalanlayan bu metin Türkiye'nin hedefinden ve taahhütlerinden hemen her alanda uzaklaştığını o kadar sert uyanlarla belirtiyor ki, gazete AB'nin sorunlar asılana kadar müzakereleri askıya alabileceği kanaatine ulaşıyor.
İki gün önce Neşe Düzel'in emekli büyükelçi Temel İskit'le yaptığı mülakatı AKP kadroları ders gibi okumalılar.
İktidar partisi dar kadrocu kafasıyla ve "benden değil" diyerek devletteki en değerli insan malzemesini kullanmıyor. Hem kendine, hem ülkeye zarar veriyor.
Tecrübe konuşuyor
önerimiz Temel İskit'i çağırıp dinlemeleridir. Sözlerinden aktaracağım birkaç cümle acaba öğretici ve özendirici olur mu:
"AB sürecindeki isteksizlik hükümetin imajını kötü etkiliyor. AKP türbanda AB'yle ilgili hayal kırıklığına uğradı, şimdi kendi tabanına selâm veriyor.
Son çalkantılar AKP'nin din vurgusunu artırmasından ötürü çıkıyor.
Ben son seçimde AKP'ye oy verdim. Çünkü AB'yi destekledi. AKP'nin oyunun tümü İslamcı değildi. AKP'liler çılgın değilse AB'ye devam ederler. AB'den vazgeçerlerse iktidarı da kaybederler.
Müzakere pazarlık değil, Türkiye'nin AB müktesebatını üstlenmesidir. Türkiye çalışmak zorunda ama biz çalışmıyor, direniyoruz. İhale Kanunu'nu bile çıkarmıyoruz.
Türkiye AB'den vazgeçerse parçalanır. Güneydoğu Türkiye'den kopar. Ülkenin bütünlüğünü korumasının garantisi AB sürecidir."
Özetle... Başbakan gerçekleri çarpıtacağına dediklerini yapmaya çalışsın.
Yapmaya çalışıyor da istediği sonucu alamıyorsa, ekibinin yetersizliğini görüp takviye etsin.
Temel İskit gibi değerler acaba niçin emekli ve niçin kenarda?
Uyan devletlûm!
Başbakan, Yeni Zelanda'da incinen bir deniz kaplumbağasından bile anında haberdar olduğumuz bir dünyada yaşadığını unutmamalı...
Haberin Devamı

