Pişkinlik siyasetin demirbaşıdır. Hesap soranlar utangaç olduğu sürece hep kaybedeceğiz.
Rahmetli Özal, olmadık işlerine yönelen tepkileri "alışırlar, alışırlar" diye geçiştirirdi. Birçok lider de medyaya tepki göstermesini isteyen adamlarını şu şekilde yatıştırmıştır:
"Sabırlı olun. Yazarlar yazarlar sonunda ya bıkarlar veya okuyucularını bıktırmaktan korkarak susarlar."
Doğrudur, utanma-arlanma duygusunun kontrol edici etkisi kendisini siyasete oranla medyada daha çok hissettiriyor. Çünkü gazetenin müşterisi, siyasetinkinden daha seçici, daha eğitimli, değerleri oturmuş bir kesimdir.
Gerçekten de biz gazeteciler, kendimizi tekrarlamanın doğuracağı sıkıcılığa sürüklenmekten korkarak daha önce birçok kavgaya ara vermek yanlışına düştük. Bu bizim nahifliğimize sayılmamalı. Medya toplumun inançlı desteğini arkasında hissetmediği kavgalarda tükenmek istemez.
Fatura yalnızca Don Kişot olmakla kalsa neyse; tirajınız, reklâmlarınız da düşer.
İnternet uygarlığı
Son günlerde değişimin nefesini hissediyoruz medya mensupları olarak.
Dokunulmazlık, mal beyanlarının aleniyete kavuşturulması ve Maliye Bakanı'nın maceraları konularında okurlar, sonuç alınana kadar devam doğrultusundaki tercihlerini çok net yansıtıyorlar bize.
İnternet uygarlığının ikna olanakları iktidar partisinin meclis grubunu da etkilemiş olmalı ki AKP milletvekilleri "Maliye Bakanı hesap versin" diyor, bazıları Başbakan ı utandırarak mal beyanını açıklamaya zorlayacak adımlar atıyor.
Değişim heyecan vericidir. Ve bu rüzgârın Başbakan Erdoğan'daki değişimin eksik bıraktığı değerleri tamamlayacağını umuyorum.
Yeter ki bizler, kamunun yaran ve demokrasinin gelişmesi için gerekli olan ısrar yükümlülüğümüzden vazgeçmeyelim.
Lütuf mu bunlar?
Devlet adamlığı isteyen koltuklara siyasetçi karakterlerini değiştirmeden oturanlar her an sapabilir. Kibirleri onları her an caydırabilir.
Başbakan dün cuma çıkışı mal varlığı konusundaki sorulan cevaplarken, çıkan bölük pörçük haberleri ve şirket devrinden sonra yapılmış açıklamaları hatırlattıktan sonra şöyle dedi:
Ama hepsinin derli toplusunu da anı geldiğinde açıklayacağım!"
Boylan benzemiyor ama huylan benziyor. Maliye Bakanı Unakıtan'ın kaçak villaları ile ilgili açıklamasında da aynı babalanma havası:
"Zaten onları ben yıkacaktım.."
Yani millet istediği kadar "Derhal.. Derhal" diye yırtınsın, Başbakan mal varlığını kendi istediği zaman açıklayacaktır.
Maliye Bakanı kaçak villalarını yasa emrettiği için değil, kendisi öyle münasip gördüğü için yıkacaktır.
Gerçeği kabul edene kadar peşlerini bırakmamalıyız. Bu siyasetçileri, kendilerine, partilerine ve memlekete kazandırmak için göstereceğimiz fedakârlık belli:
Doğru olan şeyi onlardan alana kadar dayanacağız!
Utanmak yok!
Pişkinlik siyasetin demirbaşıdır. Hesap soranlar utangaç olduğu sürece hep kaybedeceğiz.
Haberin Devamı

