Utanç verici

Yaşadığımız şey gerçekten sel felâketi midir yoksa cahil ve hırsız yönetimlerin bize ödettiği cereme mi?

Haberin Devamı

Yaşadığımız şey gerçekten sel felâketi midir yoksa cahil ve hırsız yönetimlerin bize ödettiği cereme mi?

Taşkınlara iki günde 40’ın üstünde kurban verdik.

Çağdaş medeniyet seviyesini yakaladık, yakalıyoruz derken iki günlük yağmur bize boy aynası göstererek haddimizi bildirdi.

Çamura batmış, ölülerinin bazılarını çamurun içinde kaybetmiş durumdayız.

Utanç ve öfke içindeyiz!

Merkezî ve yerel yönetimlerde iktidar olanların yediği herzeler en küçük bir doğa olayı ardından ağır faturalar halinde önümüze geliyor. Su altında kalan yörelerin çoğu kaçak yapılarla doldurulmuş dere yataklarıdır.

Bütün belediye binalarının önüne ve bütün dereboylarına şu hakikati pankart yapıp asmak mı lâzım:

“Su yolunu şaşırmaz!”

Cahiller gecekondularını yatağına yaptıkları derelerin biraz yukarısına set çekerek işi hallettiklerini sanıyorlar. Rüşvet yiyen belediyeler, bu ahmaklığın günahına ortak oluyorlar.

Son yağışların felâket doğurduğu yerler daha çok Güneydoğu illeri ve ilçeleridir.

Kent yaşamını kolaylaştırmaya dönük görevlerini ihmal ederek Abdullah Öcalan’ın meşum amaçlarına hizmetin aymazlığına saplanan hokkabaz belediye başkanlarının sorumluluğu vicdanlarda olsun yargılanmayacak mıdır?

Yollar kaymış, köprüler, bentler yıkılmış. Alt yapının haramzadelere yaptırıldığını ispatlayan daha inandırıcı kanıt olamaz.

Yağmurda kayan yolları ve yıkılan köprüleri hangi müteahhitler yaptı?

Müteahhitleri kimler seçti?

Dere yataklarını dolduran gecekondulara hangi belediyeler göz yumdu?

Bu soruları asıl savcılar sormalı, suçluları ceza talebiyle mahkemeye vermelidir.

Sinop’taki Diyojen heykeline elbette siyasetçiler karşı çıkacaktı.

Gündüz vakti elinde fenerle adam gibi adam arayan filozoftan siyasetçilerin gocunması sebepsiz değildir.

Çünkü onlar kendilerini biliyor!

*****

Yanlış hesap
Başbakan YİMPAŞ konusunda gürlerken okumuş seçmeni ikna edemeyeceğini biliyor muydu?

Bizce biliyordu. Ve zaten son zamanlarda bu kesimin güvenini kazanmaktan umudunu keserek tümüyle duygusal bağ kurmakta başarılı olduğu kitlelere yöneldiği görülüyor.

Oylar akıl ve vicdan terazisiyle tartılarak ölçülmüyor, sayılar belirleyici oluyor.

Başbakan da artık sayılara oynuyor.

Halkı din duygularını sömürerek dolandıranlar ortalıkta fink atarken sesini çıkarmayan bir iktidar bu tutumu ile soyulan gurbetçilere “Paranızı verebilirsiniz; biz kefiliz” mesajı vermiş sayılır.

YİMPAŞ Avrupa’daki Türkleri dolandırdı. Onu Avrupa mahkemeleri arıyor. Ama iktidar teslim etmemeyi marifet sayıyor. Bu davranış onu korumaktır.

Hani iktidar Dursun Uyar’ı korumuyordu?

Avrupa mahkemelerinin aradığı suçluyu teslim etmeyen Türkiye’nin, Sabancı cinayeti sanıklarından Fehriye Erdal’ı koruyan Belçika’ya diyeceği kalmamıştır şimdi!

DİĞER YENİ YAZILAR