Seçimlerin tahmin şampiyonu Adil Gür’ün son anketi, iktidar partisindeki oy kaybının devam ettiğini gösteriyor.
Buna şaşmamak lâzım.
Çünkü “Halkın sandık yoluyla verdiği mesajı doğru okuyacağı” konusundaki vaadini Başbakan Erdoğan tutmamıştır.
Halk adil, temiz ve dürüst yönetim istiyor. Bu özelliklerden uzaklaştığı için iktidar partisinden oylarını esirgemiştir.
Seçimin üstünden iki haftayı aşkın zaman geçti, ama Deniz Feneri soruşturmasını savsaklayan çamurlu ayak, adalet treninin frenine basmaya devam ediyor.
İddia ediyorum ki AKP oylarının seçimi izleyen iki haftada yüzde 1,2 puan daha gerilemesinin sebebi bu oyalama siyasetidir.
Uyutma ve unutturma siyasetinin kurtarıcı olabileceğine ümit bağlayanlar yanılıyor.
En azından biz unutturmayacağız!
Başbakan halka “Okumayın o gazeteleri” diye bağırıp çağırsa da halk okuyacaktır.
AKP bu inadın bedelini daha büyük oy kayıpları ile ödeyecektir.
Çünkü Alman mahkemesi, oradaki suçluların maşa rolündeki kişiler olduklarını, elebaşıların Türkiye’de bulunduklarını belirtmiştir.
Ama sanki bir güç adaleti geciktirmek için ne lâzımsa yapıyor.. Mesela dosyanın Türkiye’ye getirtilmesi 170 gün almış, üstünden 49 gün geçtiği halde tercüme işlemi hâlâ tamamlanmamıştır.
Korkunun ecele faydası yoktur demişler.. Eğer mahkemeden yansıyan kanaatler burada kanıtlanırsa, bunun mümkün olduğunca erken gerçekleşmesinde yarar vardır.
Çünkü belki yeni seçim gelene kadar bu ayıbın pişmanlığını telâfi edecek şanslar yaratılır ve değerlendirilir.
Oyalamak ve ertelemek kurtarıcı olmuyor sadece iktidar partisinin dolandırıcıları koruduğu, hatta nemalandığı yolundaki şüpheleri tahrik ediyor.
Çünkü adaletten kaçanlar sadece kendilerine firari suçlu kimliği inşa ederler!
Adalet lâzımsa...
İstanbul Barosu eski Başkanı Avukat Turgut Kazan iki gündür harika bir kamu görevi yapıyor.
Bilgi ve deneyim paylaştıkça değerlenir.
Bir zümre, adaleti intikamcı hislerine kurban etmeye hazır görüntüler veriyor.
Ergenekon operasyonlarını “Usul hatalarını büyütmeyin, esasa bakın” diyerek desteklemenin ötesinde hoyratça tahrik ediyorlar.
Bu tahrikler savcıları etkiliyor mu bilemeyiz ama Avukat Kazan ceza yargılamalarında “usul”e gösterilen saygının, o ülkede uygarlığın ulaştığı düzeyi belirlediğini bıkmadan tekrar tekrar anlatıyor.
Usul kurallarına saygıda kusur etmenin de engizisyonu getireceğini söylüyor.
Bu çapta yanlışlar yaşanıyor mu Ergenekon zemininde?
Evet, Turgut Kazan açıkça bu rahatsızlığını ortaya koyuyor. Anayasal teminat altında olan kişi dokunulmazlığı ile konut dokunulmazlığına dokunulacaksa, savcı uygulamasının da, yargıç kararının da usul kurallarına uygun olması gerektiğini hatırlatıyor.
Kazan’a göre aramalardaki yöntem, kişilerin somut suçlama yöneltilmeden ve “makul şüphe”ye dayanmadan gözaltına alınmaları, aranacak eşyanın belirtilmeyip keyfi olarak neredeyse her şeyin toplanıp götürülmesi, açık birer hukuk ihlâlidir.
Bu da “baskı rejimi getirir ve sivil darbe demektir.”
Uyarılardan savcılar ve operasyonları yürüten polisler umarız ki yararlanırlar.
Çünkü usul hatasından geri dönen kararların sorumluluğu yargının olacaktır.
Kışkırtıcı koroya adalet lâzım değil, onların derdi adalet değil intikamdır, hırs tatminidir!
Unutturulamaz!
Haberin Devamı

