Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Zirvesi’nde Başbakan Erdoğan Türkiye’yi “Fırsatlar Ülkesi” diye tanımladı.
Bu sloganı sevmiyorum.
Çünkü “fırsatçı”ları hatırlatıyor... Sıcak paranın ülkemizi hep bu zihniyetle ziyaret ettiğini, bizi soyup soğana çevirdiğini nasıl unutabiliriz?
Artık Türkiye sınıf değiştirmiş, bölgesel güç olma yolundaki yükselişini istikrarla elde edebilmiştir. Ülkemizin en değerli sermayesi ve geleceğe dönük güvencesi işte budur.
Forumun Başkanı Schwab dün Türkiye’nin yatırımlar açısından tıpkı Çin, Hindistan, ve Rusya gibi cazip bir ülke olduğunu belirtti.
Dünya Ekonomik Forumu’nun İstanbul’da toplanması başlı başına bir başarıdır.
Çünkü Türkiye’nin konuşulduğu uluslararası zeminler, dünya tecrübesine sahip kafaların bizim için düşünmesi ve vizyon üretmesi demektir.
Türkiye’nin gücü ve ufku böyle büyüyecektir.
Böyle toplantılar Türkiye’nin yönetim kalitesine de önemli katkılar sağlıyor. Mesela dün Başbakan Erdoğan AB reformlarına hiç hız yitirmeden devam edecekleri ve asla seçim ekonomisi uygulamayacakları konusunda uluslararası bağlayıcılığı olan bir taahhütte bulunmuştur.
Bölgesel güç...
AKP iktidarının becerileri ekonomik büyümenin hakça dağılmasına ve yoksul kitlelerin biraz nefes almasına yetmedi. Bu doğru ama makro ekonomik alanda ve Türkiye’nin bölgesel siyasetteki gücünü artırmakta elde edilen başarıları inkâr etmek haksızlıktır.
Başbakan Erdoğan dün “bölgesel çatışmaları gidermede aktif rol oynayabilecek duruma” geldiğimizi belirtirken, dikkat çekici bir rastlantı olarak Lübnan’ın en önemli gazetelerinden Daily Star başyazısında şu mesajı veriyordu:
“Lübnan kaosa sürükleniyor. Artık yardım istemenin zamanı geldi. Bize yardım edebilecek tek ülke Türkiye!”
Çünkü Türkiye’nin bütün bölge ülkeleriyle iyi ilişkileri bulunuyor. Üstelik dediğini yaptıracak güce de sahip...
Tanınmış Amerikalı yazar Hugh Pope’un Körfez ülkelerinde etkili GulfNews’ta yayınlanan son makalesi de aynı yükselişe vurgu yapıyor.
Din takıntısı...
Pope “Türkiye’nin ağırlığı Orta Doğu üzerinde hiç bu kadar etkili olmamıştı” diye yazdı. Bölgedeki en hızlı büyüyen ekonomi olması, en güçlü orduya sahip bulunması ve demokratik özgürlürlerin sürekli genişlemesi, Arapların yüzlerini Türkiye’ye dönmesine sebep oluyor.
Bu olumlu gelişmelere bakarken AKP iktidarının İslâmcı kimliğinin etkisini abartmamak gerekir.
Fakat Başbakan her fırsatta ve inatla o kaynağa atıf yapıyor.
Mesela dün Papa ile görüşmekten kaçtığına dair eleştirileri cevapladı.
Farklı inançların temsilcilerinden kaçma adetleri olmadığını belirtirken de sözlerini “Peygamberimizden aldığımız terbiye budur” diye bitirdi.
Ne ilgisi vardı bu bağlantıyı kurmanın?
Laiklikle ilgili endişeleri körükleyen bu tür tahrikler, Türkiye’nin yoluna taş koymak değil mi?
Umut ve önündeki tek engel
Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Zirvesi’nde Başbakan Erdoğan Türkiye’yi “Fırsatlar Ülkesi” diye tanımladı. Bu sloganı sevmiyorum
Haberin Devamı

