Ümitsiz vaka

Haberin Devamı

VATAN’ın dünkü manşeti, pek çok sorunumuza kaynaklık eden derin bir yaraya projektör tutuyordu.

Türk devleti seçmen vatandaşlarına yaşadıkları yere göre farklı temsil katsayıları takdir ediyor.

42.5 milyon kayıtlı seçmen bulunduğuna göre 22 Temmuz’da bir milletvekili için ortalama 77 bin seçmenin oyu gerekecektir değil mi? Evet ama gerçekte öyle değil.

Bayburt ve Tunceli’de 27 bin, Kilis’te 32 bin, Ardahan ve Bitlis’te 34 bin dolayında oy bir milletvekili çıkarırken, İstanbul ve İzmir’de bir milletvekilliği için 105 bin, Ankara ve Balıkesir’de 100 bin, Bursa’da 95 bin oy gerekecektir.

Yani bir Bayburt veya bir Tunceli seçmeninin temsil gücü dört İstanbul veya İzmir veya Kocaeli veya Ankara seçmenine bedel oluyor.

Pek çok hastalığın kaynağı olan bu demokratik enfeksiyon halinin dünyada benzeri yoktur. Üstelik bu adaletsizlik, demokratik temsilin zaten yüzde 10 barajı ile iğdiş edildiği bir ülkede yapılıyor.

Peki çare? Dokunulmazlıklar kepazeliğinden daha göz yumulabilir sorun değildir ama hiçbir parti bu alanda taahhüt altına girmiyor.

Çözüm, seçimleri dar bölgede iki turlu sistemle yapmaktır. O zaman her milletvekili eşit sayıda oya dayanacak, böylelikle kırsaldaki eğitimsiz seçmenin kayırıldığı, dört kentlinin bir adam sayıldığı rezalet son bulacak, siyasetin kalitesi de yükselecektir.

Ama liderler kalite değil kapıkulları istiyor. Dar bölgede seçimi, parti forması değil adayın kişiliği belirliyor.

Öyle bir düzende milletvekilleri, başarısızlığa uğramış veya kirlenmiş liderleri başlarında tutmazlar.

Bugün tutuyorlar, çünkü asıl seçici gücün lider olduğunu biliyorlar. Demokrasimizin zavallı partilere tanıdığı kurtuluş fırsatı neredeyse tektir.

Lideri alaşağı edemezler. Fırsat doğarsa onu yukarıya, yani Çankaya’ya taşıyarak koltuğunu boşaltabilirler.

O kadar.. Başka yol yok. Yani hiç ümit yok!

*****

Türban şovunun sebebi...

Gül, cumhurbaşkanı olduğu takdirde eşinin türbanına cumhuriyetçilerin hassasiyetine cevap verecek yeni bir form bulunabileceğini söylemişti.

Bilkent’teki diploma törenine kızının türban takarak katılması, bu uzlaşmacı yaklaşımına ters düştü.

Çünkü kızı, dört yıl boyunca nasıl türban yerine peruk taktıysa, devletin kurallarına saygılı tutumunu finalde de sürdürebilirdi.

“Anayasa ve diğer mevzuat ile uluslararası yargı kararlarına rağmen” bu son dakika oldu bittisini hangi tesir altında yaptı; çok merak ediyorum.

Babasının Çankaya yolunu kesen sebebe karşı kişisel bir protesto mu gerçekleştirdi? Yoksa babasından aldığı teşvik edici bir işaret mi var?

Çünkü ne de olsa türban konusunda uzlaşmanın değil, hatta tavizci görüntüsünü telâfi edecek bir tutuma dönme zamanının geldiğine karar vermiş olabilir baba Gül.

Eğer böyleyse Cumhurbaşkanı olma ümitlerini tümüyle yitirmiş demektir!

DİĞER YENİ YAZILAR