Ümit ve gerçek

Haberin Devamı

Demokrasiye yaklaşacak yerde her seçim sanki bizi ondan biraz daha uzaklaştırıyor.

Seçimler parti liderlerine iki imkân sunuyor:

1. Seçmen avlamak için çekici isimlerle yeni vitrin düzenlemek;

2. Bu bahaneyi, parti içindeki muhalif unsurları temizlemek amacıyla kullanmak...

AKP milletvekilleri yaş günü hediyesi olarak Başbakana “ebedi sadakat”larını sunmuşlardı. Aday listeleri, bu ayıplı armağanı liderin kanırta kanırta kullandığını göstermiştir.

İnsan şunu da düşünüyor tabii:

Tayyip Erdoğan, sol ağırlıklı transferler yaparak, Milli Görüş’ü tek sakallı bırakmamacasına kazıyarak, 62 başı açık kadını aday göstererek, askerlerle sürtüşen ve onların tepkisini çeken arkadaşlarını listelere koymayarak kötü bir şey mi yapmıştır?

Hepsi aynı parti gibi...

Adayları örgüt seçse, bu kutuplaşma ortamında AKP merkeze mi yanaşır, yoksa daha uca mı savrulurdu?

Yakın zamana kadar Cumhuriyetin kayda değer tek savunucusu asker sanılırdı. Milyonluk mitingler, rejimin sivil garantisinin beklenenden daha güçlü olduğunu öğretti.

Halkın siyasetçilerin tümüne mesajı şuydu:

“Uçlarda gezinmeyin. Çatışmacı olmayın. Merkeze yaklaşın. Çünkü ben öyleyim...”

Tek seçici olan liderler tabandan gelen bu isteği önemsemişlerdir.

Seçim beyannameleri henüz açıklanmadı, ayrışmayı belki orada biraz göreceğiz ama adaylar bakımından neredeyse tüm partiler, sanki aynı büyük partinin hizipleri görüntüsüne girmişlerdir.

Mesela İlhan Kesici’nin AKP’den aday olması CHP adayı olması kadar bile şaşırtıcı olmazdı. Emekli büyükelçi Gündüz Aktan da pek alâ CHP adayı olabilirdi ama MHP’nin adayı oldu. Aynı şekilde Ertuğrul Günay...

O bile AKP’ye girdikten sonra ideolojik sınırlar kaybolmuş demektir.

Vitrin atraksiyonları...

Gelecek ne vaad ediyor?.

Değişik partileri merkeze taşımakta rol almış görünen kişiler nasıl davranacaklar?

Farklı dünyalardan gelmiş bu insanlar, gerektiği noktada liderlerine “yanlış yoldasın” diye karşı koyabilecekler mi, yoksa partiler boyacı küpüne benzer, aynı boyaya batıp çıkarak susacaklar mı?

İnsan her yeni başlangıcın yeni bir ümit kapısı açmasını istiyor. Ama tecrübeler şunu öğretti:

Demokrasinin evrensel kuralları dışında dayatılan modeller lider egoizminin yalan tuzakları oluyor.

Bu son olsun; bundan sonra milletvekili adaylarını partilerin üyeleri seçmelidir.

Çünkü şimdiki düzen, basiretsiz liderlere günahsız kurbanların sırtından egemenlik sağlıyor.

Meselâ Erdoğan, 1 Mart tezkeresine red oyu veren milletvekillerini çizerek cezalandırmış.

Madem ki tezkerenin mutlaka geçmesi gerekiyordu, niçin grup kararı aldırmadı?

Çizgiyi kendisi yemesi gerekirken vitrin oyunu yaparak halkı kandıran liderlerle daha kaç seçime mahkûmuz acaba?

DİĞER YENİ YAZILAR