Adalet gerçekten mülkün, yani devletin temeli ise yandık demektir.
Çünkü Kamuoyu araştırmaları sürekli alârm veriyor.
Yargıya güven konusundaki son araştırmayı bu ay GENAR şirketi yapmış.
Ve halkın yüzde 67,6’sı yargının adil olmadığını ve güvenilir bulmadığını söylemiş.
Balyoz Davası sanıklarının avukatları tarafından verilen şikâyet dilekçesinin HSYK tarafından kabul edilerek hâkimler hakkında inceleme başlatılması ile ilgili haber tam zamanına denk geldi.
HSYK acaba halkın nabzını yansıtan endişe verici göstergeleri “harekete geçme vaktinin geldiği” uyarısı olarak mı algıladı?
Avukatların dilekçede İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi yargıçlarının sanıklara hakaret ettiğini, üstlerinde manevi baskı oluşturduğunu, savunmanın hazır ettiği bilirkişiyi dinlemeyi reddettiğini tanıklar göstererek tek tek sıraladıkları görülüyor.
Bu tür itiraz ve şikâyetler düne kadar HSYK’da pek yankı bulmuyordu.
İstanbul Özel Yetkili 10. Ağır Ceza Mahkemesi başkan ve üyeleri hakkında çıkan inceleme kararı, Silivri’den yükselen adalet çağrılarına olumlu bir cevap getirecek midir?
HSYK’nın kararı tek başına böyle bir ümidi beslemeye yetmez.
İstenen şey mahkeme heyetinden intikam almak değildir. 250 tutuklu askerin istediği “adil yargılanma hakkı”na saygıdır.
Ümit beslemek için sahte delilleri ispatlayacak bilirkişileri dinlemeyi reddeden ve “darbeyi önledi” denilen dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ı tanık olarak çağırmaya direnen mahkeme heyetinin inattan vazgeçtiğini görmek lâzım.
Aksi halde HSYK’nın adımı “göstermelik bir hareket” olur. Ayıp olur, suç olur.
Adil yargılanma hakkı ölmüş durumda, bari ümidi yaşasın!
Davutoğlu ve Suriye
Dün TV’de Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nu izleyenler endişeye kapılmış olmalıdırlar.
Emperyalist bir devlete yakışacak iddialar seslendiriyordu çünkü bakan:
“Orta Doğu’da değişim dalgasını yöneteceğiz” diyordu.
Parlak bir hariciyeci diye kısa zamanda ün yapmıştı ama kullandığı dil hiç de diplomat dili değildi.
Arap çölünün kumuna kılıçla “barış” yazıyor gibiydi. Meclisin bundan tedirgin olması da doğaldı.
Ama tepkilerin oluşturduğu uğultuya cevabı da gürültücü sınıfı susturmaya çalışan asit dilli öğretmen tavrında oldu.
İktidarın dış politikasına muhalefet edenleri Esad’ı savunan darbe yanlıları ilân etti.
Bu hırçınlığın sebebi ne olabilir?
Cevabını AKP’nin ilk dışişleri bakanı Yaşar Yakış Neşe Düzel’e söylemiş:
“Başlangıçta Türkiye’ye hadi diyen ABD’nin Esad’ın gitmesi konusunda istekliliği kalmadı. Türkiye Suriye politikasında yalnız kalabilir. Batı’da kimse Esad’sız Suriye’yi bizim kadar güçlü söylemiyor.”
Başarısızlık korkutucudur...
Ama unutmamak lâzım:
Dış politikada felâket boyutlu başarısızlıklara şartların talep ettiği hızda ayak uyduramayan yönetimler mahkûm oluyor.
Duygusallığa, hele mezhep bloklaşmasına asla kapılmayalım!
Ümit ışığı
Haberin Devamı

