Ümit ışığı

Haberin Devamı

Ergenekon kapsamındaki kazı çalışmaları yeni bir cephaneliği daha ortaya çıkardı.

Haber dün akşam bir umut parlaması biçiminde duyuldu.

Özel Harekâtçı İbrahim Şahin’de ele geçirilen kroki yardımıyla ulaşılan cephanelik soruşturmada önemli bir dönemecin işareti idi.

Dünkü kazıda elde edilen silâh ve cephanenin Şahin’le bir ilgisi yoktur.

Bağımsız hücreler biçiminde yapılanmış bir örgütün varlığını işaret eden bu kanıt, güvenlik güçlerini bakalım nereye kadar götürecek?

Ankara’nın Yenikent semtinde gömülü bulunan lav silâhları, roketatarlar ve patlayıcılar Ergenekon’un, Susurluk kalıntılarından ibaret küçük ve basit bir yapı olmadığını düşündürüyor.

Tehlikeli bir suç örgütünün varlığından şüphelenmemiz için daha çok sebep var artık.

Ciddi bir tehdit netleşmeye başladığına göre onu deşifre edip suçlularını yakalamak da daha ciddi davranışlar talep edecektir.

Bu aşamadan sonra Ergenekon soruşturmasını siyasi rekabetin malzemesi olarak kullanmaktan hassasiyetle sakınmak gerekecektir.

Şahin’in özel durumu...

“Dananın kuyruğu kopuyor” diyemeyiz.

Bir yerinden yakalandığını ümit edebilmek için ikinci cephanelik haklı bir sebeptir.

Şimdi bilgi kirliliğine karşı daha duyarlı olmamız gerekecektir.

Önceki gün tutuklanan Özel Harekâtçı İbrahim Şahin savcılıktaki ifadesinde “Devlet beni 3 ay önce göreve çağırdı. İki general ‘Seni terörle mücadele için oluşturulacak yeni yapının müsteşarlığına getireceğiz’ dediler” içeriğinde bir ifade kullandı. Bu ifade haber olunca Genelkurmay Başkanlığı dün hemen Şahin’i yalanladı.

Genellikle yalanlamalar şüpheyle karşılanır ama Özel Harekâtçı Şahin’in özel durumu var: Şahin bir Susurluk hükümlüsüdür.

Silâhlı çetenin yöneticiliğini yapmak suçundan 6 yıl hapis cezasına ve ömür boyu kamu hizmetinden yasaklanmasına hüküm giymişti.

Geçirdiği trafik kazası sonucu duyma ve hafıza sorunu yaşadığı gerekçesiyle dönemin Cumhurbaşkanı Sezer af yetkisini kullandı ama o af, kalan hapis cezası ile ilgiliydi.

Sorguda bir mucize oldu ve Şahin’in hafızası pırıl pırıl geri geldi diyelim, peki hakkında “ömür boyu kamu hizmetlerinden yasaklanması”na dair bir hüküm var; o ne olacak?

Bu engeli Genelkurmay Başkanlığı’nın bilmemesi mümkün değildir.

Polis devletine gidiş...

Ergenekon kördüğümünü daha da çözümsüz hale getirecek etkilerden başta yargıyı ve kamuoyunu korumak lâzım.

“Ergenekon’un kara kutusu benim, bensiz bir şey çözemezler. İntikam alacağım var, ölene kadar bu oyunu sürdüreceğim” diyen sahte haham Tuncay Güney’in iddialarına tanınan kredi, zaten başlı başına bir hukuk rezaletidir.

Bu adamın yaratacağı şantaj ve iftira terörüne yeni unsurlar eklemenin iyi niyetli bir açıklaması olamaz.

İkinci cephanelik yeni bir dönemin habercisi ise tüm sistem, bu örgütün bir an önce çökertilmesine yoğunlaşmalıdır.

Tabii ki, akıl ve vicdanla bağdaşmayan suçlamalar yüzünden acı çeken masum insanların belirlenip mağduriyetlerine son verilmesi de en az o kadar önemlidir.

Yargıçlar ve Savcılar Birliği Başkanı Eminağaoğlu dün polisin soruşturmalarda hukuka aykırı biçimde etkin hale getirildiğini savcıların rolünü çaldığını, jandarma bölgesinde bile yetki kullandığını iddia ederek “polis devleti” suçlaması yapmıştır.

İktidar bu uyarıyı dikkate almalıdır.

Bedeli “polis devleti” olacak bir kurtuluşa iktidar kimseyi seferber edemez. Sadece adalete zarar verir!

DİĞER YENİ YAZILAR