Ümit etme hakkı

Haberin Devamı

Halkın nabzını iyi tutan birkaç “görmüş geçirmiş adam” dünkü grup konuşmalarını sönük bulduklarını söylediler.

Ben bu tespitlerin iyi haber olduğunu düşünüyorum.

Daha önceki Salı’larda Başbakan ile ana muhalefet lideri arasındaki gerilimin hiçbir yararlı üretime imkân vermediğini, konuşmaların küçük bir ümit ve gülümseme bile davet etmediğini belirterek seviyeli nükte ve hicivden nasipsiz tartışmaların sıkıcılığından şikâyette bulunmuştuk.

Başbakan’ın bu eleştiri ve önermeyi dikkate almış olduğunu hissetmek -veya o hisse kapılmak- hoşuma gitti.

CHP lideri Başbakan’a “yalan makinesi” demişti. Başbakan’ın çok yalan söylediğini anlatmak için yapmıştı bu benzetmeyi.

Başbakan yalan makinesinin yalanları yakalayan bir makine olduğunu hatırlatarak CHP liderinin kendisine “yalancı” demek isterken kazdığı kuyuya düştüğünü anlatıp güldürdü dinleyenleri.

CHP’nin lider değiştirerek yüz nakli yaptırdığına dair benzetme de zekiceydi. Başbakan Erdoğan’a göre bu operasyon, doku uyuşmazlığı nedeniyle başarısız olmuştur.

28 Şubat’ın intikamı...

Küfür nitelemesini hak edecek ifadelerle yapılan siyasi polemiklerin kısırlığını biliyoruz. O tür kavgaların yarattığı gerginlik, çözüm üretici ve ufuk açıcı olmuyor.

Eskisi gibi olsaydı Başbakan’ın ağır suçlamalarına CHP lideri aynen karşılık verecekti. Ama Başbakan’ın gerginlikle zehirlenmeyen dünkü grup konuşması, CHP liderini de etkiledi.

O da ağır suçlamalardan sakındı ve eğitim alanında büyük bir günah işlemekten iktidarı koruyacak işbirliği için elini uzatmaya yöneltti.

Sorduğu sorular can alıcıydı:

Eğitimde dayatılan yeni düzen seçim beyannamesinde, hükümet programında, yakın ve orta vadeli planlarda yer almıyordu; bu oldu bitti neyin nesidir?

Türkiye’nin temel eğitim gibi önemli bir meselesi neden Bakanlar Kurulu’nun sahiplenmesi ile değil de kanun teklifi olarak Meclis’e getirilmiştir?

Kılıçdaroğlu haklı; uzman görüşlerin süzgecinden geçmemiş bu teklif yasalaşırsa çocuklarımıza, ülkeye kötülük edilecektir.

Başbakan’ın konuşmasındaki bir cümle, yasayı çıkarmak için neden uygunsuz yolları göze aldıklarını açıklıyor:

“12 yıllık kesintili eğitim ile 28 Şubat’ın son izlerini siliyoruz.”

Bu itiraf 28 Şubat üstüne neden 15 yıldır görülmeyen etkinlikte psikolojik fırtınalar estirildiği ve linç kışkırtmaları desteğinde korku körüklendiği sorularının cevabına ışık tutuyor!

Uzmanlar: Durum vahim!

Demek ki 4+4+4 teklifi, 15 yıl önce imam hatiplerin orta kısımlarını kapatan 28 Şubat’tan intikam almak için, yani imam hatiplerin orta kısımlarını tekrar açmak için verilmiştir.

“Çocuklara dini öğretmek için başka yollar da vardır. Ön yargımız yok; gelin uzmanlara soralım, doğru yolu beraber bulalım” diyen Kılıçdaroğlu akıllı ve sorumlu bir çağrı yapmıştır.

Çünkü bu çağrıyı yapmadan önce yasa teklifinin doğuracağı sonuçları uzmanlara kendileri sormuşlar ve onlardan “durum vahim” cevabını almışlardır.

İktidar bu teklifi yasalaştırarak neyi almak istediğini biliyor.

Galiba cevabını bilmediği şey, karşılığında ülkenin ve çocuklarımızın ödeyeceği bedelin ne olacağıdır.

Acaba CHP’nin yaptığı işbirliği çağrısı, hükümeti bu sorunun cevabını aramaya özendirebilir mi?

İktidara dönük hayal üretmenin saflık olduğunu düşünen okurlarımın çoğunlukta olduğunu biliyorum ama ne yapayım?..

Ümit besleme hakkımı özellikle bu meselede kullanmak istiyorum!

DİĞER YENİ YAZILAR