Başbakan’ın her basın toplantısı bizim mesleğe yeni bir ilke öğütlemesi bakımından heyecan verici oluyor.
Dün de özel bir gün yaşadık.
Gördünüzse, Sabah Gazetesi’nin manşeti “Bakanlardan istifa jesti” idi.
Gazetenin övünçle “Özel Haber” damgasını vurduğu istihbarata göre seçim gecesi Başbakan’ın kabinede revizyon sinyali vermesi nedeniyle pazartesi günü toplanan Bakanlar Kurulu’nda bakanlar, Başbakan’a rahat hareket olanağı tanıma amaçlı bir jest olarak tek tek söz alarak istifalarını sunmuşlardı.
Başbakan “böyle bir şey olmadı” deyip geçebilirdi.
Ama “Yeri geldiği zaman AKP’nin kontrol ettiğini söylediğiniz medyayı da en sert biçimde eleştiriyorum” deme fırsatını herhalde kaçırmak istemedi.
Medyanın sorumluluk duygusuyla hareket etmesi gerektiğini söylerken “Bu başlığı atarken acaba ülkeme faydalı mı, zararlı mı oluyorum; dikkat etmesi gerekir. Kim olursa olsun beni ilgilendirmiyor, beni ülkemin menfaati ilgilendiriyor” dedi.
Gerçekse koy sepete
Başbakan “Ben damadımın başında bulunduğu gazeteyi de gerektiğinde eleştiren biriyim” diyebilme fırsatını kullanmak isterken, bizim mesleğin artık “değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek” bir ilkesine tacizde bulunmuştur.
Gazetecinin görevi haberleri ülkenin menfaatine uygun mudur, yoksa uygunsuz mudur diye süzgeçten geçirmek değildir.
Sadece gerçek midir, değil midir; ona bakmaktır.
En özgür toplumlar niçin aynı zamanda en güvenli toplumlardır? Çünkü orada ne sansür vardır ne de otosansür...
Gerçeğin ve açıklığın egemenliği ülkenin menfaatini garanti etmektedir.
Amerika’nın suikasta hedef olan Başkanı Kennedy’nin bu konuda yaşadığı pişmanlığın öyküsü acaba Başbakan Erdoğan üzerinde ikna edici bir etki uyandırır mı?
New York Times Gazetesi ABD’nin Küba’daki Castro rejimini devirmek için Domuzlar Körfezi’ne çıkarma yapacağını haber almıştı. Gizli servis durumu Başkan Kennedy’ye duyurarak tedbir istedi.
Gazetenin sahibi ve yayın yönetmenini arayan Başkan haberin yayınlanmamasını sağladı. Çünkü “Başarısızlık halinde bütün sorumluluk üstünüzde kalır” dedi.
Haber sansür edildi ama Domuzlar Körfezi harekâtı buna rağmen ABD için ağır bir yenilgi oldu.
Medyaya nizam, intizam
Birkaç ay sonra Kennedy Beyaz Saray’da gazetenin temsilcisi Turner Catledge’e medya tarihine geçen şu pişmanlığı itiraf etti:
“Keşke bana rağmen o haberi yayınlasaydınız. Çıkarmayı durdurmak zorunda kalır, böylece o utanç verici fiyaskoyu Amerika’ya yaşatma talihsizliğinden korunmuş olurduk.”
Olaydan 46 yıl sonra 2006’da gazete bir başyazı yayınlayarak şu garantiyi verdi okurlarına:
“Domuzlar Körfezi haberini yayınlamadığımız için pişmanlık duyuyoruz. Bundan sonra benzer bir olay yaşanmayacak.”
Demokratik bir ülkenin, demokratik bir toplumun menfaatini değerlendirirken biz haberciler için geçerli tek ölçü gerçeği ve doğruyu aramaktır.
Çünkü ülkenin menfaati, gerçeklerin hiçbir kayda tabi olmadan yayınlanmasıdır.
En önemli görevi iktidarı denetlemek olan medyaya nizam vermeye, kısa bir yalanlama ile düzeltilecek bir yanlış haberden yola çıkarak gazetecilere mesleklerini öğretmeye kalkışan bir başbakan nedir peki?..
Ülkenin menfaatine en zararlı şey de işte odur!
Ülke menfaati
Haberin Devamı

